Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni
.....
Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni
Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardım
Kula değil yüreğine sor beni
"O zamanlar kuşçuluk çocuklar için bayağı kârlı bir işti.
O zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez,
kim bilir, ama daha başkaydılar.
Belki de kuşları daha çok seviyordular.
Belki de yürekleri yufka, daha acımayla,
daha sevgiyle doluydular.
Belki de doğaya daha yakındılar,
kim bilir...."
"İnsanlık öldü mü?" dedim.
"Yok," dedi "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
" Nerede kaldı acaba?"
Mahmudun yüzü bir sevinç ışığında şakıdı. insanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde,
bu yürek dolusu sevincindedir,
kim bilir,belki...
"Kuşlar da gitti," dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık.
Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de...
Ne olacak, kuşlar da gitti.