Sabahleyin bitlilerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık bulmadığı, istismar eden, çalanın zengin ve bahtiyar olduğu, esnafın azgın, zengin, deli, haris, egoist,gaddar, fakirin kayıtsız, sersem olduğu bir şehirde;
işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.
Ama sevgilim,
olacak,
büyük hayaller kuruyorum.
Yeşilçam da insanların hayallerini süsleyen zengin evlerinden , pop müzikten, yemek dolu masalardan, Paris'ten giyilen elbiselerden bahsediyordu.
Lüks arabalar gece hayatına dalıyordu bu filmlerde.
Cahillik ve geri kalmışlık taşraya ait bir olguydu.
Kirli,pis, kötü huylu, cahil erkekleri gibi bakımsız, yabani , oturmasını kalkmasını bilmeyen çirkin kızları vardı kenar mahallelerin. Zengin oğlanlar ve kızlar, fakir kızlar ve oğlanlardan hoşlanabiliyordu geçici bir süre, gönül eğlendiriyordu vahşi cazibe yüzünden.
Sonrasında ise çamurlu yollarda, mahalle samimiyetinde yaşayan muhitte ezilmişlik hüznü yaşanıyordu.