Bütün annelerinki gibi, onun düşünceleri de balık oltaları misali sürekli çocuklarına sabitleniyor. Agnes, kendine sürekli onların nerede, ne yaptıklarını, ne durumda olduklarını hatırlatıp duruyor.
Şöminenin yanında otururken de aklının bir bölümü, alışkanlıktan, çocukların nerede olduklarını listeliyor: Judith yukarıda. Susanna öbür evde. Peki ya Hamnet?
Agnes’in değişmeyen cevapla afallayan bilinçsiz zihni,
“Öldü, o yok artık,”
diyerek oltayı tekrar tekrar atıyor.
Ya Hamnet? diye soruyor zihni yeniden. Okulda mı, oynuyor mu, nehre mi gitti? Peki ya Hamnet?
Ya Hamnet? O nerede?
İşte burada, demeye çalışıyor Agnes kendi kendine. Soğuk ve cansız vücudu bu ahşap kapının üzerinde, hemen önünde. Bak, işte burada.
Ya Hamnet? O nerede?
Bu kitabı hiç sevmedim . Acaba çevirisi mi kötü diye de düşünmedim değil . Çok fazla isim var ve hepsi soy isimleriyle anılmış . Mesela Mrs Benet diyor ama beş kardeş ve anneyle 6 MRS BENET’ten hangisi konuşuyor . Kişiler ve mekanlar birbirinden kopuk . Cümleler etkileyici değil hikaye içine çekmedi . Çok fazla diyalog varken betimelemelerin az olması kitabı zayıf kılmış . Mesela Bahçede gerçekleşen bir olayı anlatıyorsun o kişi ne zaman ve neden çıktı bahçeye ya da başka bir mekana ışınlanamadığına göre ? Atlayarak okuma hakkımı kullanıp okudum .