Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti bir cemiyeti mesut etmeye kâfi gelemez... Bunun için acımak birbirimizin feryadını iniltisini duyabilmek de lazım!
Hakkı Celîs kendi kendine diyordu ki: "Naim Efendinin hıçkıriklariyla Senihanin kahkalarindaki mana bir değil midir ? Bu her iki ses de biten bir şeyi ifade etmiyorlar mı?"
İnsanın muhakkak yaşadığı şehri tanıması bilmesi gerekir. İzmirli birisi için de özellikle son 150 yıla ışık tutan mükemmel bir kitap. Bazı noktalarda olaya "yanlı" bakmış olsa dahi Izmir'e ve geçmişine dair çok önemli bilgiler edindiğiniz bir kitap. Okurken kitaptan geçen yer isimlerinin o günkü ve bugünkü isimlerini karşılaştırıyor ayrıca o yerlerin o zamanki ve bugünkü hallerini gözlerinizin önüne getiriyorsunuz. İzmirde yaşayan toplulukların özellikleri şehrin kozmopolit yapısını büyük yangını kronoloji sırası içerisinde anlatan basarili bir eser