Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz:gülüşler farklı renklerde olurlar.Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen aksisedasıdır; belki bayram gibi renkli, kırmızı, lacivert, altın roketler gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır..
Ey kavgacı sevgi!
Ey sevilen nefret!
Ey hiçten yaratılan şeyler!
Ey ağır hafiflik! Ciddî hoppalık!
Güzel şekillerin biçimsiz kargaşası!
Kurşun tüy, parlak duman,soğuk ateş,hasta sağlık!
Hep uyanık uyku!
Ey kendisi olmayan!
Duyarım bu sevgiyi, ama zevk alamam ondan.
Bilim-kurgu dalında okunacak güzel bir kitap, distopya türünün güzel örneklerinden biridir. Kitapta beğendiğim düşüncelerden biri; bir gün kitapların gerçekten yakılmasına karar verildiğinde buna toplumun yüzde 90'nın tepkisiz kalacağı düşüncesi, çünkü günümüzde insanların çoğu kitapları kendi hayatları için, kendi yaşam standartları için bir alet olarak görmektedir. Sosyal hesaplarından bunları paylaşmaları,sadece fotoğraf ögesi olarak kullanmaları bunları gösterir. Kendi egoları için bir nevi kitapları kullanmaktadırlar. İşte bu insancıklar kitapların yakılmasına izin verirler. Bugün yazar olmayan, gereksiz yazarlara hayranlık duymaları ve yazarlık kültürünü yaktıkları gibi....
" Herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğine elifi elifine bildiğine inanır. Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez. "