Hülya Yıldız

Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2024 16:35
Kitabın türü nedir diye sorarsanız birçok cevap verebilirim. Otobiyografi, psikoloji, kişisel gelişim ve tarih. Kitap genel olarak konu itibariyle nazi kampına düşmüş mahkum bir psikiyatristin yaşadıkları,hissettikleri ve bir doktor olarak analizleri. Nazi soykırımı nedeniyle insanların neler yaşadıkarı ,auschwitz kampında yaşananlar , gaz odaları, kremetoryumlardaki insani olmayan katliamlar, yapılan işkenceler, açlık,susuzluk. Ama psikiyatrist olan yazarın mükemmel analizleri kitabı farklı yere götüren en önemli özellik : işkencelere karşı insanların ''hayata tutunacak bir nedeni'' nasıl buldukları, akıl almaz işkencelere nasıl katlandıkları, acılara yükledikleri anlamları... kitabı okurken en çok hissettiğim duygu, ben orda olsam ne yapardım?. Yazarın üstünde durduğu en önemli noktalardan birisi mahkum ,kapo,askerlerden biri kim olursanız olun o pozisyonda olmadan onların yaptığı hiçbir davranışı eleştiremezsiniz. Örneğin bir mahkumun kendini kurtarmak için yaptığı bir zalimliği şu an kötü bir şekilde yargılayabilirsin ama o durumda sen olsan ondan daha zalim olmayacağına emin misin??? ikinci en güzel noktaysa yazarın iyimser ve her zaman olaylarda pozitif bir taraf bulması. Zaten bu sağduyusu olmasaydı o dayanılmaz işkencelere katlanabilir miydi bilmiyorum. Her olayda kendi için bir anlam araması, kendine bir sorumluluk bulması, onu hiç zihinsel olarak boşlukta bırakmamış. kitabın son kısmında yazarın teorisi logoterapi, özet olarak anlatılmış. Psikanaliz yerine logoterapiyi savunuyor ve geliştirip dünyaya tanıtıyor. psikanaliz geçmişe takılıp ,geçmişte yaşananlar ile insanın ruhsal durumunu düzeltmeye çalışırken ,logoterapi şimdiki amacının gelecek olduğu, bir hedefimiz ve amacımız olması gerektiği ,bu yolda sorumluluklar üstlenmemiz gerektiğinden
İnceleme
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Phoenix Yayınevi · 202051,3bin okunma
4/10
·120 syf.··
2024 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2024 00:32
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü adlı eseri, idam cezası gibi evrensel ve tartışmalı bir konuyu ele almış. Kitap, bir mahkumun son günlerini ve zihnindeki çalkantıları ustalıkla betimliyor. İdam cezası, tarih boyunca adalet sistemlerinin en sert cezalarından biridir. Taraftarları, bu cezanın ağır suçlar için caydırıcı bir etki olduğunu ve toplumsal düzeni koruduğunu iddia eder. Bu bağlamda, özellikle cinayet ve terör gibi suçlar için idam cezasının, suçluları durdurabileceği ve mağdurlara adalet duygusu sağlayabileceği düşünülür. Bu cezayı Kabul etmeyenler içinse, bu cezanın insan hakları ihlali olduğudur. İdam cezası, bir kişinin yaşam hakkını devlet eliyle sonlandırdığı için insanlık onuruna aykırı olarak değerlendirilmektedir. Yanlış hüküm durumunda geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği ve bireylerde olduğu kadar toplumsal düzeyde de travmatik etkiler yaratabilir. Victor Hugo, eserinde bu travmatik etkilerin bireysel boyutunu ele alır. Roman, isimsiz bir mahkumun idamına saatler kala yaşadığı psikolojik çöküşü, korkuyu ve çaresizliği tüm gerçekliğiyle sunar. Hugo’nun ustaca betimlemeleri, mahkumun içinde bulunduğu korkunç ruh hâlini gözler önüne sererken, aynı zamanda idam cezasını güçlü bir şekilde eleştirir. Eserin mesajı, idamın yalnızca mahkumu değil, aynı zamanda adaleti uygulayanları da insanlık dışı bir sürece dahil ettiği yönündedir. Bununla birlikte, kitabın ağır ilerleyen yapısı ve monoton sayılabilecek anlatım tarzı, özellikle akıcılık bekleyen okuyucular için zorlayıcı olabilir. Anlatının büyük ölçüde mahkumun içsel sorgulamalarına dayanması, kitabı daha çok felsefi ve vicdani bir metin hâline getirirken, bazı okuyucular için sıkıcı bir hâl alabilir. Ancak, kitabın idam cezası gibi ciddi bir meseleyi ele alması ve insanlık onuruna dair
1000k
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Düşüncede diriliş olmaksızın inançta diriliş gelişemez.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Alıntı
Çocuklar gibi
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı Kırlara yayılan ilkbahar gibi Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı Göğsümün içinde ateş var gibi Bazı nur içinde, bazı sisteyim Bazı beni seven bir göğüsteyim Kah el üstündeydim, kah hapisteydim Her yere sokulan bir rüzgar gibi Aşkım iki günlük iptilalardı Hayatım tükenmez maceralardı İçimde binlerce istekler vardı Bir şair, yahut bir hükümdar gibi Hissedince sana vurulduğumu Anladım ne kadar yorulduğumu Sakinleştiğimi, durulduğumu Denize dökülen bir pınar gibi Şimdi şiir bence senin yüzündür Şimdi benim tahtım senin dizindir Sevgilim, saadet ikimizindir Göklerden gelen bir yadigar gibi Sözün şiirlerin mükemmelidir Senden başkasını seven delidir Yüzün çiçeklerin en güzelidir Gözlerin bilinmez bir diyar gibi Başını göğsüme sakla sevgilim Güzel saçlarında dolaşsın elim Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim Sevişen yaramaz çocuklar gibi Sabahattin Ali Serdar Tuncer
1000Kitap