Eskilerin “küçük kıyamet” olarak adlandırdığı 1509 senesindeki büyük İstanbul depremi olmasaydı, Michalengelo imzalı bir köprümüz olacağını biliyor muydunuz? Hani şu ünlü David heykelini ortaya çıkaran tüm dünyaca ünlü sanatçı var ya… İşte o!
Michalengelo ve Sultan 2. Bayezid’in birbirini görmüş olabileceğini düşünmek bile çok keyifli değil mi?
2.Bayezit döneminde önce Leonardo Da Vinci’ye götürülen, fakat çizimleri beğenilmediği için Michalengelo ile devam edilen, İstanbul’un iki yakasını Haliç üzerinden birbirine bağlayacak olan köprünün hikayesini okudum bu kitapta. Bir Fransız’ın gözünden Rönesans dönemindeki Osmanlı’yı da görmüş oldum diğer yandan. Kitap sürükleyici ve ilgi çekiciydi. Gerçek bir olaya dayanması ve bizim tarihimize değinmesi hasebiyle epey keyif alarak okudum. Sıranıza alıp okumanızı tavsiye ederim Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat OnlaraMathias Enard
Hepimizin, “Bunu kendime yakıştıramıyorum ama ne yapayım, lanet olsun ki yapışmış,” dediğimiz etiketleri vardır. Bu etiketler, ne çıkarabildiğimiz ne de tam anlamıyla içimize sindirebildiğimiz şekilde üzerimizde taşınıp durur.
İşte bu kitapta da üzerindeki etiketten sıyrılamayan bir adamın kendi hayatındaki eğretiliğine şahit oldum.
Okuduğum ilk James Baldwin kitabıydı Giovanninin Odası. Yazarın kurduğu cümleler ve üslubu bende Haruki Murakami okuyormuşum hissi uyandırdı. Bu yönden yazarın tarzını sevdim. Ancak kitap biraz yorucu ve konusu çok akıcı değildi. Kitap kulübümüzün seçimi olmasaydı merak edip okumayacağım bir kitaptı, ama şimdi “İyi ki okumuşum,” diyorum. Kitap kulüplerinin güzel yanlarından biri de bu. Hiç aklımıza gelmeyen kitapları okuyarak repertuvarımızı genişletiyoruz bu sayede James BaldwinGiovanni'nin Odası
Giovanni'nin OdasıJames Baldwin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,117 okunma
İnsanı ve davranışlarını çözmüş, “ilim sahibi” tonton bir dedenin nasihatlerini okuyacağımı düşünmüştüm bu kitabı elime alırken…
Oğuz Kağan destanındaki gibi “Ey Oğul”vari hitaplar göreceğim sanmıştım…
Yahut Marcus Aurelius’un “hayat şöyledir, sen böyle ol” cinsinden öğütlerine benzer bir metin…
Gel gör ki ne ile karşılaştım dersiniz?
Mahşerin Dört Atlısı!!!!
Durun önce Mahşerin dört atlısını açıklayayım sizlere, İncil’deki dört atlıdan bahsetmiyorum çünkü…
Dünyaca tanınan psikolog Dr.John Gottman’a göre mahşerin dört atlısı adını koyduğu dört iletişim hatası var. Eğer bu iletişim hatalarından uzak durursak, ikili ilişkilerimiz daha sağlıklı oluyormuş.
Bu dört atlıdan:
1.si: Eleştiri / Sen dili
2.si: Savunma / Ben dili
3.sü: Hor görme
4.sü: Duvar örme
İşte bu dört iletişim hatası da bu kitapta yazar tarafından okura karşı gerçekleştiriliyordu bana göre
Kendime ders alayım diye elime aldığım kitap, sırf üslubu sebebi ile beni diken üstünde içten içe “küçük adamları” savunur bir raddeye getirdi. Neredeyse ölmüş yazarı diriltip “Ama çok üstümüze geliyorsun bey amca, anladık iyiliğimizi düşünüyorsun da, bunu daha yumuşak bir şekilde ifade edemez miydin?” diyesi geliyordu insanın.
Birisinin size parmağını doğrultup bütün kör noktalarınızı, zaaflarınızı, eksiklerinizi, yanlış yaptıklarınızı çatır çatır ifade ettiği bir metin arayışında iseniz buyurun. Doğru kitap budur. Ben kendi adıma alacağım ne varsa almaya uğraştım, dediğim gibi kitaptaki dil ufaktan geriyordu fakat gene de beğendim. Yazarın üslubunu bir kenara bırakırsak, tespitler çok doğruydu. Epey akıcı bir kitaptı aynı zamanda. Merak edenlere tavsiye ederim.
Wilhelm ReichDinle, Küçük Adam