İnsanların büyük çoğunluğu kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgârın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak yere iner. Pek az kişide vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiç bir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
Kadı Ebubekir el-Bakillânî aklın tarifi konusunda der ki: O, müstahîl (imkansız) olan şeylerin müstahîl oluşunu, câiz olan şeylerin câiz oluşunu zorunlu olarak bilmedir. Bir şeyin kadîm ve hadîs olmasının veya bir şahsın iki yerde bulunmasının müstahîl oluşunu bilmek gibi.