Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi...
...Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum. Gerçek sevgiyi!
...yaşamdaki gerçek şeylerin, hatırladığım şeylerin, elimde evirip çevirdiğim şeylerin, evler, banka hesapları, ödüller veya terfiler olmadığını biliyorum. Hatırladığım şey sevgi -her şeye sevgi- bu tozlu yola, bu şafağa, nehir kenarındaki bir güne, kahvede rastladığım bir yabancıya duyduğum sevgi. Hatta kendime, ki kendini sevmek en güç şeylerden biridir, zira sevgi ve bencillik aynı şey değildir. Bencil olmak kolaydır. Kendimi olduğum gibi sevmek ise zor. Severseniz şaşırmamda bir tuhaflık yok.
Tanrı niye böyle kendini daima düzeltmesi gereken kusurlu bir dünya yaratmıştı?
O hep Tanrı'nın değişmeyen tabiatına ve Tanrı'nın yaratısının somut gerçekliğine tutunmuştu. Ama şimdi başına buyruk bir Tanrı vardı karşısında, bir dünya yaratmıştı ama sırf ne hale gelecek acaba diye meraktan. İnsanı da aynı biçimde mi yaratmıştı acaba?
Babil Dark Molly'le niye evlenmedi?
Ondan şüphe etti. Sevdiğin birinden asla şüphe etmemelisin.
Ama gerçeği söylemiyor olabilirler.
Bunu dert etme. Sen onlara gerçeği söylersin.
Nasıl yani?
Başka biri adına dürüst olamazsın çocuk ama kendi adına olabilirsin.
O zaman ne demeliyim?
Ne zaman?
Birini sevdiğim zaman?
Bunu ona söylemelisin.