Son zamanlarda herkesin elinde bu kitap. İnat ettim. herkes okuyor diye bende okumayacam dedim. Ama merakım daha ağır bastı. Dayanamadım bende alıp okumaya başladım. Öyle sürükleyici öyle güzeldi ki. İyiki de inadımı kırıp okumuşum diyorum. Abartısız ve tüm samimiyetimle söylüyorum; şu ana kadar okuduğum en güzel ve etkileyici kitap olmayı başardı.
Kitaptan ders çıkaracak o kadar çok şey var ki…
Her şey trafikte birinin aniden kör olmasıyla başlıyor. Sonra yavaş yavaş yayılıyor. Her şeyi beyaz görmek…
Giderek artan bu körlüklerle beraber her şey çığırından çıkıyor. Hırsızlık, ahlaksızlık, kavgalar, ölümler, anlaşmazlıklar, bütün bunları körlerin içinde olmasına rağmen bu hastalığa yakalanmayan tek bir kişi görüyor.
Bir insan her şeyini kaybettikten sonra nasıl bir şeye dönüşebileceğini, ahlaki değerlerini nasıl da yitirebileceğini; karakterini, özünü, doğasını nasıl da unutabileceğini… en önemlisi de insanları hiçe sayıp sadece kendi çıkarlarını düşünebileceği bir yaratık olduğunu bize çok güzel bir şekilde gösteriyor…
“Asıl zor olan, insanlarla birlikte yaşamak değil onları anlamak…”
. ❝Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.
-Gören körler mi?
-Gördüğü halde görmeyen körler.❞