Uyan İbrahim,
bak, göğün kapıları açıldı.
Üzerimize yağan bu nur,
sadece su değil, bir âb-ı hayat.
Herkesin nasibi aynı,
herkesin sızısı başka.
İşitiyor musun o sesi?
Gök gürlüyor,
bir kadim tanburun teli kopmuş gibi.
Sen de duyuyorsun, ben de,
ama sadece biz uyanığız bu uykudan.
Uyan İbrahim,
içindeki o baltayı fırlat karanlığa.
Gece,
zerre zerre örttü dünyayı.
Herkes o kara libasın altında,
herkes kendi rüyasının esiri.
Bir tek biziz,
bu semavi musikiyi dinleyen.
Sen ve ben,
gecenin bu ıslak, bu vahşi teninde.