„ "O kitapla birlikte her şey değişti. O zamana dek okumak yalnızca bir görevdi. Ne için olduğunun ayrımına varmaksızın, özel hocalara ve öğretmenlere ödenen bir çeşit bedeldi. Okumanın verdiği keyifleri tatmamıştım; ruhsal yolculukların, düş gücüyle uzak diyarları gezmenin, güzelliklerin lezzetini bilmediğim gibi edebiyatın ve dilin gizeminden habersizdim. Tüm bu şeyler benim için bu romanla başladı.“
“Evet. Durmadan başını sallayacak bana. Hiç sormayacak. Biz senin gibi değiliz Bilge; biz doğuluyuz. Bizde sorgu sual yoktur. Bizde usta-çırak ilişkisi vardır. Ustanın gücü tartışılmaz. Usta önünde engel tanımaz. Çünkü, başka türlü yaratamaz. Kırk yıl ağzını açmadan ustasına hizmet edenler vardır bizde. Bu arada kişiliğini kaybetmekten korkmayacaksın; işte o zaman gerçek kişiliğini bulacaksın.”
Konuşmamak ne iyi, bir bilsen. İnsan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. Fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor. Kendinden nefret ediyor.
Hep yanlış yapıyorlar.
Ama doğrular da değişiyor.
Neden..
Önemsiz önemliyi eskitiyor.
Gözümle görüyorum eskidiğimi..
Eskidiğimden.
Kırıp yapıştırsam...
Dursa yerinde eskisi gibi.
Niçin..
Durmaz yerinde eskisi gibi;
İçi başka der, dışı başka..
Ben bildiğim için.