Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı, ilk başlarda şaşırarak sayfalarını çevirmiş hatta cümleleri okurken zorlanmıştım çünkü; Yazar eserinde sadece nokta ve virgül kullanmış diğer hiçbir noktalama işaretlerini kullanmamıştı. İlk başlarda zorlansam da sonradan alıştım bu duruma. Ayrıca kitapta karakterlerin isimlerinin olmadığına da dikkat çekmek isterim.
Ütopya ve distopya tarzı yazılan eserler arasından George Orwell’in 1984 eseri ile başlamış olmam beklentilerimi biraz yüksekte tutmama neden oldu. Kitabı araştırırken ‘’ Kırmızı Işıkta duran bir adam, yeşil ışık yandığında her yeri bembeyaz görüyor ve kör oluyor. Bulaşıcı olan bu körlük salgın bir hastalığa dönüşüp tüm ülkeye yayılıyor’’ cümlesi ben de çok aşırı bir macera ve sürükleyicilik uyandırdı. Kitabı okurken bu sürükleyiciliği çok fazla hissettiğim söylenemez. Eser verilen mesajlar anlamında mükemmel bir niteliğe sahip, düşündürücü ve sorgulayıcı bir yanı var. Ama sürükleyicilik kısmında biraz eksik kaldığı söylenebilir.
Yazar bu eserinde kör olan insanlar üzerinden, toplumsal bir körlüğü iliklerine kadar işlemiş. Kör olmanın aslında gözlerimizin görmemesi ile alakalı olmadığını, gören gözlerin de aslında kör olabildiğini ,Toplumsal yaşamın nasıl kötülüğe dönüşebileceğini, organize olmanın önemini, umudun, sabrın, vicdanın, ahlak anlayışını ve toplumsal yıkılışı çok güzel bir şekilde işlemiş.
Eseri okurken gruplar arasında ki diyaloglara gizlenmiş mesajlara dikkat etmenizi öneririm.
Kitabı okurken altığını çizdiğim bazı yerler oldu. Bu kısımların üzerinde biraz düşünmek yazarın vermek istediği mesajları anlamaya çalışmakta fayda var.
‘’ ve ben körlerin en körüyüm insan öldürdüm çünkü ve gerekirse tekrar öldürürüm. ‘’
‘’ Doğru tabaklarımızı utançla dolduramayız ya, söylediklerinde haklısın,utanma duyguları
Ölmek öldürmekten daha önemlidir, kendimizi savunmak için öldürüyor, ama insanları ikna etmek, kazanmak için öldürüyoruz. İnsan kazanmak bir amaç, kendini savunmak ise sadece bir araçtır.
“Biz insanlar ne kadar da gösterişçi ve döneğiz! Kendimi toplumdan soyutlamaya kararlıydım ve çok şükür bunun için uygun bir yere yerleştim ama öyle zavallıyım ki yalnızlık ve mutsuzlukla mücadelemi ancak günbatımına kadar sürdürebildim ve sonunda teslim bayrağını çektim.”