Asıl sebep ve illetlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran koşmalarımızdır. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.
Nasıl muhtaç olduğumuz havayı istemem demeye, mekân içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa, bize verilen bir aşkı almamaya da iktidarımız yoktur.
Bütün kadınlar evlenmek için programlanmışlardır. Bir erkek onlarla evlenme lütfunda bulunduğu zaman zevkten ölürler. Evlenme teklifi aldıkları gün yaşamlarının en büyük günüdür. Nikah günü, bekaretin bozulması günü, ana oldukları gün gibi 3-5 tane daha büyük günleri vardır. Ve bu büyük 3-5 günün yaratıcıları da doğal olarak erkeklerdir. Onlarsız büyük günler hiç yoktur. Sen de onlardan biri olduğuna göre onların kurallarına uymalısın. Uymazsan acı çekersin, dışlanırsın, aykırı kalırsın. Uyarsan; uyarsan da acı çekersin. Hem de asıl acıyı çekersin, hem de acı çektiğini hiç anlamadan çekersin.
Kızlar kanlarını sevdikleri erkek için akıtıyorlar. Kızlar kanlarını bir ömür bile olsa, kendilerini alacak erkeklerine saklıyorlar. Balayı odalarının naylon kaplı çarşafları üzerinde kızlar, acılar içinde 3 dk içinde sıkı sıkı sakladıkları namuslarını büyük bir namusluluk içinde verip acılar içinde kocalarının boyunlarına sarılıp uyuyorlar. Balayı odalarının çarşafları naylonla kaplı. Kanımız şilteye akmasın diye...