İnsanların iyi, güzel ve doğru olana dair sürekli konuşmaları, iyi olamadıkları, güzeli bulamadıkları, doğruyu yapamadıklarının habercisidir çünkü iyi, güzel ve doğrunun tarifi bilginin mevzusu ise de kendisi eylemin konusudur. Bilgi eyleme davettir sadece, eylem hakkı verildiğinde bize bilgiyi de verir. Asıl olan bilmek değil yapa-bilmektir. Kötü bir kişinin iyiliğe, çirkine bulanmışın güzelliğe, yanlış batağındakinin doğruluğa çağırması hem tesirsiz hem anlamsız hem de komiktir. Peki iyi bir kişinin iyiliğe, güzeli bulmuş kişinin güzelliğe, doğruyu yapanın doğruluğa insanları bir de sözle çağırmasında ne beis var, diyeceksiniz. Yoktur. Kişi hali ile insanlara iyiliğin, güzelliğin ve doğruluğun kendisinden haber verebiliyorsa, dili ile de bilgisinden bahsedebilir elbette.