Zaman tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar, taa yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu.
Zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.
Tüm bunlar, yani insanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir. Fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, onları can evinden vurmak yerine, onlara itaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir.
Özgür kalmak için yeterince istekliysen karşındakiler kim olabilir, kötü kalpli deliler yalnızca! Sen özgür olmayı yeterince istemezsen işte o zaman seni ele geçirirler, o zaman deli sen olursun.
“Anneye, çocuklarının neye ihtiyaçları olduğunun bilgisi bağışlanmadı. Varlıklı bey de gereksiniminin ne olduğunu bilmiyordu. Kimselere, karanlık çöktüğünde, çizme mi, cesedine giydirilecek terliklere mi gereksinimi olduğu açıklanmadı. O günahsız yavrular sağ kaldıysa, annelerinin özeni sonucu değil, onları hiç tanımamasına karşın, merhamet edip sevgi besleyen bir kadın var diyeydi; insanların tümü kendilerini nasıl rahat ettireceklerini düşünerek
değil, insanlara verdikleri sevgiyle var kalırlar.