...biz mesela Âdem'in varoluşunu sadece tümel varoluş bağlamında kavramak istesek, bu, Âdem'in özünü kavramak için varlığın doğasına kadar geri gidip sonuçta Âdem'i varlık olarak tanımlamakla eş olurdu. Bu nedenle varoluş ne kadar tümel düzlemde kavranırsa, o kadar muğlak şekilde kavranır ve farazi olarak herhangi bir şeye o kadar kolay atfediliebilir. Buna karşılık, ne kadar tikel düzlemde kavranırsa, o kadar kolay anlaşılır ve doğanın düzenini göz ardı ettiğimiz durumlarda bile şeyin kendisinden başka bir şeye farazi olarak atfedilmesi o kadar güçleşir.
...insanlar aslen tek olanı çokmuş gibi hayal ederler. Nedeni, böyle soyut, birbirinden kopuk ve muğlak şekilde anladıkları şeylere, kendilerine aşina gelen nesneleri tanımlamak için kullandıkları adları vermeleridir. Böyle olunca da, önceden bu adları verdikleri nesneleri nasıl tahayyül ediyorlarsa, bunları da o şekilde tahayyül ederler.
Das Religiose wird niemals durch die Logik zerstort, sondern immer nur da
durch, daB der Gott sich entzieht.
Dini olan hiçbir zaman mantık [Logik] tarafından bertaraf edilemez, daima tanrının kendini geri çekmesiyle bertaraf edilir.