Acayip filan deyip, kibarlık etmenin lüzumu yok. Ne olduğumu biliyorum. Ben cücesiyim, kamburuyum, sara nöbetiyim, cüzzam karantinasıyım, farelerce kemirilmiş kanlı bir kulağıyım kendi hayatımın. Ben, nereye döküleceği bir türlü bilinmeyen, kokuşmuş bir suyum; kendi elimde gezip duruyorum. Ama bu suyu ben kirletmedim, ben tükürmedim hayatımın içine, ben sıska, korkulu doğdum, yani böyle.
Kurulmuş bir saat gibi miyim? Takılmış bir plak gibi miyim? İpe sapa gelmez bir atasözü müyüm acaba? Durmadan tekrar edilen, tekrar edildikçe anlamsızlaşan, sıkıntı veren?
Şimdi kilitli bir kütüphanede durmadan tozlanan, hiç okunmamış bir kitap gibiyim. Uzun ve sıkıcıyım. İçinde ne olduğunu kimse bilmiyor. Merak da etmiyor işin kötüsü.