Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Arada sırada hayal ediyorum; mahşer günü gelip çatıyor ve büyük fatihler, hukukçular ve devlet adamları kendi mükâfatlarını almak için sıraya giriyorlar; başlarında taçlar, defne dalları var, isimleri bilinemez bir şekilde ölümsüz mermerlere yazılmış. Sonra Tanrı, bizim kolumuzun altında kitaplarla geldiğimizi görünce Aziz Petrus'a dönüyor ve en ufak bir kıskançlığa kapılmadan şöyle diyor: "Bak, onların mükâfata ihtiyacı yok. Burada onlara verecek bir şeyimiz yok. Okumayı seviyorlar."
Ama suçlu değil de nedir onlar, zamanımızı ve şefkatimizi çarçur eden kitapların yazarları yazmamışlar mıdır? Onlar düzmece kitapların, sahte kitapların, havayı çürüme ve marazla dolduran kitapların yazarları değiller midir? Toplumun en sinsi düşmanları olan tufeyliler, bozguncular değil de nedir onlar? Öyleyse bırakın yargılarımızda merhametsiz olalım; her bir kitabı kendi türünde yazılmış en muhteşem kitapla karşılaştıralım.
Her edebiyat, geliştikçe, mütereddit ve bitap bir vurguyla anlatılan kayıp anların ve unutulmuş yaşamların kendine has bir kaydına, kendine has bir ıvır zıvır yığıntısına sahip olur. Ancak kendinizi ıvır zıvır okumanın hazzına teslim ederseniz, insan yaşamının çürümeye terk edilmiş kalıntıları karşısında şaşkınlığa sürüklenecek, daha doğrusu yenilgiye uğrayacaksınız.
Yazarınıza emir vermeyin, yazarınız olmayı deneyin. Onun mesai arkadaşı ve suç ortağı olun. Daha başta ihtiyatlı davranır, eleştirir ve tereddüt ederseniz, okuduklarınızdan alabileceğiniz olası en yüksek faydadan kendinizi mahrum bırakmış olursunuz.