Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalemin kudretini geç de olsa anlayanlardan biri olarak, yazmanın insana ne de ütopik bir dünya sunduğunun farkına varanlardanım. Sözü ehilleştirebilen onca güzel insan var ki etrafımda, durup düşünüyorum, acaba onlar ne vakit kendi hayallerinin hiç nazar edilmemiş renklerini bizlerle paylaşacaklar?
Kral Aslan, Çakal’ı duymamış gibi egzersizine devam ediyordu o sıra. Çakal, sözünü yenileyince: “Büyük Yasa Kitabı’nın orman kanunlarımızın temelini oluşturması ve ilhamını kadim düşmanımız olan insanlardan alması sence de büyük bir ironi değil mi?” dedi Kral Aslan. Başını, yukarı dikip aşağı indirdiği patilerine dikmiş vaziyette: “Acaba bu iş yürür mü? Yürürse nereye kadar?” Çakal, Kral Aslan’ın bu tuhaf, tuhaf olduğu kadar de pek tedirgin edici üslubundan hoşnut olmayarak: “Sayın Kralımız!” dedi daha gür bir sesle. “Şuna emin olabilirsiniz ki, ...
Yaşadığı devri arızalı görenler, kendi gözlüklerinin kusurunu dahi görmeyi akledemiyor. Maalesef kötülük, her
devirde vardı; lâkin asıl mühim olan, bizim ona karşı nasıl bir tavır takındığımızdı.
Bundan niçin söz etmek istiyorum bilmiyorum; ama
beni böyle bırakıp giden otobüslerin ardından bir müddet
bakmadan edemiyordum. Metal yığınında kendime ait bir parçamın kalmış olduğu hissinin meydana getirdiği bir şey olsa gerek bu. Mesela, bir koku.. Benden zuhur etmiş ve bana ait olan bedenimin kokusu.. Oturduğum yerde kalan vücut
sıcaklığım.. Buğulu camlarda asılı kalmış hayallerim..