Yeraltından Notlar'ı okumadan once şunları bilmek, Dostoyevski'nin bu romanı nasıl bir ruh halinde yazdığını hayal etmek faydalı olabilir; Dostoyevski 1846'daki ilk romanı "İnsancıklar"la önemli bir başarı ve ün elde etmiş, ne var ki sonrasında yazdıkları ile beklediğini bulamamış. Bu süreçte Çarlık karşıtı örgütlerde yer aldığı gerekçesiyle idama mahkum edilmiş, cezası son dakika affedilip kürek ve hapis cezasına çevrilmiş adam. Bu sefaleti ve zorlukları yaşadıktan sonra Petersburg'a dönmüş 40 yaşlarında bir yazar.
Kitabın açılış cümlesi, ruh halini ve anlatacaklarını özetler gibi: "Ben hasta bir adamım... Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben."
Öz güvenini yitirmiş, toplumdan dışlanmış bir anti-kahramanın iç hesaplaşmasını okuyoruz. Anlayışlı olması, "güzel ve yüksek şeyler" peşinde olması, erdemli olma gayreti, onu ötekileştiriyor. Bilinçli bir insan olma gayreti, kararlar almasını zorlaştırıyor.
Ortaya koyduğu fikirlerden birisi de şu; İnsan aslında iki kere iki, dört eder'in peşinde değildir. Gayeden ziyade, o gayeye giden yolu sever. Bazen acının, ıstırabın peşindedir insan, bundan haz duyar.
Dostoyevski kitabın ilk bölümünde, ezilmiş, yenilmiş ve öz güvenini kaybetmiş kahramanın anlatımıyla, bunları tartışıyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise, tartıştığı bu kavramlara paralel, kahramanın 24 yaşındayken yaşadıklarını öğreniyoruz.
Toplumdan o kadar dışlanmış hissediyor ki kendisini, yolda çarpışmamak için her seferinde yol vermek zorunda kaldığı bir subaya artık yol vermek zorunda kalmamak, yanından geçerken ona çarpabilmek, kendisi için başlı başına bir mücadele konusu oluyor. Yolda o subaya çarpmayı başardığında -adam heybetli olduğu için bizimki savrulmuş olsa bile- toplumsal açıdan eşit olduklarını gösterebilmiş, amacına ulaşmış hissediyor