(SPOİ İÇERİR)
Koyu, çok koyu çikolata renginde gökyüzü...
Liesel Meminger'in kaderi, dünyanın belkide en karın ağrılı coğrafyası olan, çamurlu karanlıklarla dolu Nazi Almanyasında yazılır.
Kitapta savaşta geçen olaylar değil, kaderi Führer'e (!) denk gelen küçük bir kız çocuğunun yaşamı anlatılıyor.
.
.
.
İnsanın ruhunu yaralayan, bedenini kaskatı kesen, kitabın ilk sayfaları karışık gelsede ilerleyen sayfalarda hem yüzünde tebessüm bırakan hem kalbinin en derinlerinde küçük kızın yaşadıklarını hissettiren, hızlı hızlı sayfaları çevirirken bir yandan ortak olunan bu yaşamın bitmemesini dileten bir roman...
.
.
Kim istemez limon sarısı saçlı Jesse Owens'la mutluluklarını sevinçle okumamayı?
Kitap hırsızının en iyi arkadaşının cesedini sarsarken eminim hepimiz "haydi, Jesse! Uyan Rudy! demiştir..
Her okur, Hans'ın ayağa kalkıp akordeon çalışını gözlerinde yaşlarla gülümseyerek izlemiştir...ve inanıyorum ki, Hans'ın kaderini değiştirecek olan o koltuktan kalkıp Reinhold Zucker'e yer vermesine her okur zafer kazanmışçasına mutlu olmuştur.
Her okur, Rosa için -kitabın başında bile- üvey annelik yapmayacak, kocaman yüreği olan bir kadın olacağına inanmıştır.
Max...
Alex Steiner'ın dükkanında "Burada Liesel Meminger adında biri var mı?" diye sorduğunda olumsuz yanıt alsan bile, Liesel'in kalbinin en derininde olduğunu bilecektin. Her okur bunu hissetti...
.
.
.
Çitlerden atlarken "acaba çite takılıp yakalanacak mi?" diye yüreğiyle okuyan,
Bedeninde kırbaç acısı hisseden,
Amper Nehrinde buzlu suyun ürpertisini yaşayan tüm okurlara selam olsun.
.