Hande gunkut

Hande gunkut
@Handemce
“ - birini bekliyorum , - kimi ? - hatırlamıyorum ..!”
Barok ve romantizmde özünde aynı olan şey tüm duy­guları harekete geçiren muazzam bir tedirginliktir: İnsan acı çekmektedir, içinde bulunduğu durum karşısında ça­resizdir, duvarlarına çarptığı ve ölümcül soğuğunu his­ settiği bir zindana kapatılmıştır. Uçurumun kenarında te­fekküre dalmak ya da onu görmüyormuş gibi davranmak zorundadır. Bu tedirginlik kuşkusuz bir çağdan diğerine nitelik değiştirmekte, umutsuzluğun sorgulaması başka türlü dile getirilmekte ve duyguları aynı nesneler hareke­te geçirmemektedir ama ruh hali benzerdir. Keza Devrim ile İmparatorluk dönemi savaşları büyük macerası nokta­sı noktasına olmasa da Fransa'nın, belirli bir Fransa'nm, 1 559'dan sonra çok özlemini çekeceği şu diğer macera İtalya Savaşlarını andırmaktadır. Benim için Stendhal'in Kırmızı ve Siyah'ı ve özellikle Parma Manastın Baroktan esinlenmiş kitaplardır.
Sayfa 135 - Alfa yayınları 2025
Araştırma-İnceleme Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10859'da Georg Voight tarafından yaratılan hümanizm sözcüğü o günden bu yana çok başarılı bir kariyere sahip olmuştur. Biraz elinden tutulsaydı günümüz siyasi fel­sefesinin bir sloganı haline gelmeyi başarabilirdi: "hümanizm" ya da "üçüncü hümanizm"den sık sık söz edil­ diğini duymuyor muyuz? İnsan doğasıyla ilgili herhangi bir tartışma onun alanına girmektedir ve birçok şey onun değirmeninde öğütülmektedir. Bu sözcük ilerleyen sayfalarda elbette bu yeni ve dik­kat dağıtıcı anlama sahip olmayacağı gibi humanitas ve humanae litterae sözcüklerinden türetilmiş ve yakın za­mana kadar kullanılagelen antik kültür anlamında da pek kullanılmayacaktır. Günümüz tarihçilerinin bu esin verici kelimeyle kastettiği sadece Batı düşüncesinin temel bir özelliği olarak kalmayı sürdüren belirli bir antik çağa geri dönüş değil, aynı zamanda bizzat muğlak bir sözcük olan Rönesansın belirttiği bütün gibi daha karmaşık ve biraz "mitik" bir kültürel bütündür. 1935'te bir tarihçi, "Hümanizm ortaçağ uygarlığı ve onunla birlikte ona özgü ekonomik ve toplumsal anlayışlar öldüğü zaman başla­ maktadır," diye yazıyordu.3
Sayfa 50 - Alfa yayınları 2025
Araştırma-İnceleme Tarih
Puan vermedi·276 syf.·
2026 408. kitabı
Türk yazar ve diplomattır. Türk Dil Kurumu'nun kurucularındandır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu "Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. . roman, tiyatro, anı, şiir, monografi, makale ve öykü türlerinde Cumhuriyet ve Milli Edebiyat Dönemlerinde eserler veren ve bilinen eser sayısı 33 olan öykü yazarı, roman yazarı, nasir, şair, gazeteci ve diplomattır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en tanınmış romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış, daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Millî Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür.[1] Millî Mücadele'den itibaren Atatürk'ün yakın arkadaşları arasındadır. Yazar Niyazi Akı'in kaleminden okuduk..
Biyografi-Edebiyat
Yakup Kadri KaraosmanoğluNiyazi Akı · İletişim Yayınları · 20174 okunma
"Hala dimağında tallı bir hayal gibi kalan maziye girilecek ka­pıyı arıyordu".15 Bu cümlede Yakup Kadri'nin sanatındaki en önemli hususiyet toplanmış gibidir. Gerçekten, yazar bu mazi kapısını zorlar durur. Dimağında kalan tatlı hatıralara sık sık sarkar. Istırap dolu halden fırsat buldukça kaçarak geçmiş elemlerin heyecanlarına, duygularına ve fikirlerine sığınır. Müşkül durumların acısını mazinin tadı ile tebarüz ettirir. Bu, Yakup Kadri'nin sanatında bir usuldür.
Sayfa 245 - İletişim yayınları 2017
Biyografi-Edebiyat
Yazar yeri gelince anonim portreler ele çizer. "Bu balçıktan in­sanlar, aralarında hiç konuşmadan yürürler. Kiminin sırtında bir tutam çalı, kiminin bir çuval saman vardır. Kimi bir keçi yavrusunu kucağına almıştır. Kimi bir mandayı dürtükleyerek önüne katmıştır. Boz eşek, lsmail'in ardından başını önüne eğ­miş küçük küçük adımlarla yürür. Kadınların pek çoğunun omuzunda asılı bir torba içinde bir yavru, başı aşağıya sarmış uyuklamaktadır (Yaban, 59)". Bu isimsiz portre Anadolu realite­ si içinde daima görülür; muharrir bunu birkaç satırla ve bütün bir hayatın akışını plastik ve hareketli tarafıyla hulasa etmiştir. Yakup Kaclri'de insansız tabiat yok gibidir; hiçbir zaman re­aliteyi tasvir etmek maksadıyla tasvir yaptığı ela görülmez; çiz­diği pek kısa dekorlar hariç hemen daima insan ve tabiatı, in­ san ve çevreyi birbiriyle alakalı olan taraflarından görür. Dış dünyaya bütün duyularıyla bakabilmesine rağmen umumiyet­le sansasyonları aşar ve satıh estetiğinden kurtulur. Hatta öyle ki, sansasyonlardan hemen atlayarak hislere ulaşan muharrir bir anda fikirlere doğru açılmaya meyillidir.
Sayfa 160 - İletişim yayınları 2017
Biyografi-Edebiyat