Tarihin onca zenginliği ile donanmış kentlerin, benzersiz Mimari yapıtlarının acımaksızın yerle bir edildiği, doğanın da insanlar kadar onulmaz yaralar aldığı bir dönemde yazmak gibi serinkanlılılığa dayalı bir uğraş, ya sağlığın ya da körlüğün sağladığı bir bencillik zırhı kuşanarak yürütülebilirdi ancak.
Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız,rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe, yemeğe…
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.