Dili akıcı, sürükleyici bir kitap. Sıkılmadan okunabilir, okunmasa da bir şey kaybedilmez. Paranın gücü yanında insanların istekleri birleşince dünya çapında suç organizasyonlarının olması güzel işlenmiş.
Belki de hepsi aynıdır; delinin taşlanması, akıl hastasının kapatılması, duygusalın alaya alınması, konuşanın dinlenmemesi. Hepsi bir duvar bulur karşısında, kiminde hastane duvarı, kiminde sevdiklerinin duvar gibi duyguları. Duvarın bir tarafı duygusuz, bir tarafı çaresiz. Ve her çaresizlik hissi yeni duvarlar doğurur, en son parmaklıklı pencereler, uzun kollu gömlekler. Bir bakmışsınız katil, hırsız, arsız , duygusuz dışarıda sefada, siz içeride kilit altında. Aklınıza tek soru gelir: "Acaba kimi kimden korumak için bu duvarlar?".
Bazen karşıdan bakabilmek lazım, ama her zaman tüm kalbinle, aklınla güvenecek biri lazım. Ve size koşulsuz güvenen insanlara her zaman doğruyu göstermek lazım…
Hepimizin günlük hayatta yaşadığımız ikilemler en üst seviye örnekler ile göz önüne serilmiş. Sevmenin bedeli, ihanetin bedeli, cinayetin bedeli hep bir ikilem kaynağı olmuş. Sevgi varsa bütün kusurlar yok mu oluyordu, yoksa cezası başkalarından; çocuklardan, komşulardan, sokaktaki insanlardan, garsondan, patrondan mı çıkarılıyordu? İhanetin cezası neydi, hangi durumlarda ihanet haklı kabul ediliyordu, ihanet varsa tek sorumlusu ihanet eden mi oluyordu? Peki ya insan öldürmeyi haklı gösterebilecek bir durum olabilir miydi, heleki kendini öldürmek doğru olabilir miydi? Aslında doğru hep tekti ama bazılarının matematiği zayıftı, sonucuda yanlış kurulan denklemler ve doğru görünen yanlışlar olarak ortaya çıkıyordu.
Başarılı bir senaryo, güzel bir kurgu ve bolca emek ile okunası bir kitap ortaya çıkarmış. Elinize aldığınızda bitirmeden bırakamayacaksınız. İkinci kitap ne zaman gelecek diye beklemeye başlayacaksınız.
Kitaba adını veren “kopuk uçurtma” derin düşüncelere hatta paranoyaya sebep olabilir. Kendi adıma “balıkçılar” veya “cevizciler”’ den işaret beklemeye başladım.