Sürükleyici ve yalın bir anlatım, ancak o kadar tahmin edilebilir işliyor ki olaylar kitabı yarısında bıraktım. Çünkü bana yeni bir şeyler katacağına inandığım cinsten bir kitap yoktu ortada.
Çok güzel ve akıcı bir dil kullanmış sevgili Engin Geçtan, okurken her şeyi o kadar kendinizle bağdaştırıyorsunuz ki; belli bir yerden sonra neden kaynaklandığını bilmediğiniz sorunlarınızın nedenleri ortaya çıkıyor. Böylece de fazla farkındalığın getirdiği acı kalıyor yanınıza, çünkü kitap sorunun nedenini fark ettiriyor ancak çözümü konusunda cevapsız bırakıyor. Gerçi ne yapsın adamcağız da değil mi? Kitabın içinden psikoterapi yapacak hali yok:)
İngiliz edebiyatını çok severim, haliyle bu esere de büyük beklentiyle başladım. Aslında beklentimi boşa çıkartmadı. Lakin bu kitap, ilgiyi yoğun ölçüde üzerinde tutmak isteyen bir kitap. Ondan biraz uzaklaştığınızda bir aşık gibi tavır alıyor ve kendisine ulaşmayı zor hale getiriyor. Jane Austen'ın keyifli olay örgüsü işleyişi beni bu kitaba 3 kez baştan başlattı, ama sürekli yarıda bıraktım. Yine de çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Belki yakında 4.kez başlarım ve bitiririm.
Şu an okumakta olduğum bu eser için içeriğinden bağımsız bir eleştiri yapmam gerekirse, bu yayınevi adına olumsuz bir eleştiri olacaktır. Sebebi ise çevirilerin felaket halde kusurlu olması. Anlam bütünlüğü bozan ve şahısa uymayan iyelik ekleriyle okurken insanı çileden çıkartıyor. İçerik içinse şunu diyebilirim, kintsugi felsefesinden yola çıkarak klasik kişisel gelişim anlatımına sahip bir eser. Yani, bu kitabı türevlerinden farklı kılan yalnızca kintsugi'yi rehber alması. Yine de okurkan bir şey kaybettiediğini düşünmüyorum. Günlük hayat telaşında unuttuğumuz ve dikkat etmemiz gereken şeyleri bize hatırlatan bir içeriği var.