Zaknafein Do'Urden: danışman, eğitmen, dost. Kendi düş kırıklıklarımın kör ıstırabında, çok kereler Zaknafein'ın bunlardan hiçbiri olmadığını düşündüm. Ondan verebileceğinden fazlasını mı istemiştim?
Eziyet çeken bir ruhtan kusursuzluk mu bekledim? Zaknafein'ı deneyimlerinin ötesinde bir mertebeye, ya da deneyimleri yüzünden imkansız bir mertebeye mi yükselttim?
Ben o olabilirdim. Umarsız bir hiddet içinde kısılarak yaşayabilir, Menzoberranzan denen kötülüğün ve kendi ailem olan uğursuzluğun gündelik saldırıları altında ezilebilir ve yaşarken bir kaçış asla bulamayabilirdim.
Büyüklerimizin hatalarından ders aldığımız varsayımı mantıklı görünüyor. İnanıyorum ki, benim kurtuluşum bu oldu. Zaknafein örneği olmadan, ben de bir kaçış yolu bulamayabilirdim-yaşarken asla.
Seçtiğim bu yol Zaknafein'ın bildiği yaşamdan daha iyi bir yol mu? Sanırım evet, bazen diğer yola özlem duyacak kadar sık umutsuzluğa kapılmama rağmen. Daha kolay olabilirdi. Ancak, kendi yanlışlığınızın karşısında gerçeğin hiçbir anlamı yok ve eğer kendi standartlarınıza göre yaşamıyorsanız, prensipler değersiz.
O halde, bu daha iyi bir yol.
Halkım için, kendim için, ama en çok da, bana nasıl ve neden kılıç kullanacağımı öğreten o silah ustası için matemler tutarak yaşıyorum.
Bundan daha büyük bir acı yoktur; ne kenarı çentikli hançerin yarası, ne de ejderin alevden soluğu. Hiçbir şey, değerini gerçekten anlamadan önce yitirdiğimiz bir şeyin, bir kimsenin boşluğu kadar yanamaz yüreğinizde. Şimdi kupamı sık sık gereksiz sözlerle, işitemeyecek kulaklara bir özürle kaldırıyorum:
Zak'a, bana cesaret aşılayana.
-Drizzt Do'Urden