"Bugün hep ölüleri düşündüm.
Bu yitik yılın son günündeyiz. Tepeyi kaplayan eğreltiotları sarardı, vadinin altındaki karaağaçların yaprakları döküldü ve kışa hazırlık yapmak için sığırların kesimine başlandı. Bu gece Samain Arifesi.
Bu gece, ölüleri ve yaşayanları ayıran o perde kıpırdayacak, aralanacak ve sonra da tamamen yok olacak. Bu gece, ölüler, Kılıçlar Köprüsü’nü geçecek. Bu gece, ölüler, Diğer Dünya’dan bu dünyaya gelecek. Ama biz onları göremeyeceğiz. Onlar karanlığın içindeki gölgeler, rüzgârsız gecede duyulan fısıltılar olup gelecekler; ne olursa olsun gelecekler."
Kış Kralı, Tanrının Düşmanı ve Excalibur arayış içinde olduğum zamanlarda okumaktan keyif aldığım muhteşem bir üçleme oldu. İster istemez okuduktan sonra bir sıralama yapıyor insan zihninde: Bu seri okuduğum diğer fantastik kitaplar arasında nerede? İlk sıralarda Malazan, Fırtınaışığı, Zaman Çarkı ve Buz ve Ateşin Şarkısı vardı daima. Savaş Lordu Yıllıkları'nı gerek olay örgüsü ve karakterler, gerekse yazım dili (kahraman bakış açısı okumakta daima zorlanırım) açısından gayet tatmin edici bir seri. Büyü içermeyen en büyülü fantastik seri yakıştırması çok yerinde. Neden bu zamana kadar okumadım ve daha da önemlisi neden bu zamana kadar bu seriden haberim olmadı diye kahroldum okudukça. Okurken kahkaha attım, neşeyle bağırdım, üzüldüm ve lanetler savurdum Merlin'le beraber.
Çok güzel seri. Muhtemelen uzun bir süre daha insanı arayış içine itecek bir seri. Yine de muhteşem bir yolculuktu.
"Sevgili Arthur, bana Armağanlar Veren Lordum, tanıdığım en cömert insan... onun öyküsüdür bu."