Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
“Geniş bir odaya, elinden geldiğince çok çocuk toparladı –annelerden bazılarını da– ve tüm çatışma boyunca kapıyı tek başına Trolloc ve Myrddraallere karşı tuttu. Bu çiçekler, Taş’taki kadınlardan, sadık cesaretini ve vefakârlığını onurlandırmak için.” “Sadık” ve “vefakâr” sözcükleri ağzından bir kırbacın şaklamaları gibi çıkmıştı. Perrin irkilmemeyi başardı, ama o kadar. Yaptığı şey doğruydu, ama kızın bunu anlamasını bekleyemezdi. Neden olduğunu bilse bile, anlamazdı. Yaptığım doğruydu. Öyleydi. Yalnız, bütün bu mesele hakkında daha iyi hissetmeyi diliyordu. Hem haklı olması, hem de hata yapıyormuş gibi hissetmesi haksızlıktı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ogier yemini. İşte buydu. Bir Ogier asla andını bozmazdı. “Ogier andı bozan,” demek, “cesur korkak” ya da “bilge aptal” demeye denkti.
Kapıyı arkasından kapatan Mat amaçsızca koridorlarda dolandı. Kız kardeşleri Eldrin ve Bodewhin hep, “Anne, Mat yine başını belaya soktu. Mat yapmaması gereken bir şey yapıyor, anne,” diye bağırarak koşmaya hazır beklerdi. Özellikle de Bode. Şimdi on altı ve on yedi yaşlarında olmalıydılar. Muhtemelen fazla zaman geçmeden, seçildiğini bile bilmeyen sıkıcı bir çiftçi ile evlenmeyi düşünmeye başlayacaklardı. Köyden ayrılalı bu kadar olmuş muydu? Bazen hiç de öyle gelmiyordu. Bazen Emond Meydanı’ndan daha bir iki hafta önce ayrılmış gibi geliyordu. Bazen de seneler olmuş gibi, ama belirsizce hatırlanan seneler. O sopa yerken Eldrin ve Bode’un alayla güldüklerini hatırlıyordu, ama artık yüz hatları hafızasında keskin değildi. Kendi kız kardeşlerinin yüzleri. Hafızasındaki o lanet delikler, yaşamındaki delikler gibi.
“Tear’da yasaklanmış olabilirler, ama Baş Kütüphaneci bir sandığa dokuz farklı tercüme kilitlemiş. Şimdi hepsi Rand’da. Burayla ilgili dizelere işaret ettim ve eski bir Kandor tercümesinden ezbere okudu.      “‘Gölge’nin gücü insan etini, kargaşa ve mücadeleye ve yıkıma uyandırdı. Damgalanmış ve kanayan yeniden doğmuş, düşlerde ve puslarda kılıç dansı ediyor, Gölgeyeminlileri iradesine bağlıyor, kaybolmuş ve vazgeçilmiş şehirden, mızrakları bir kez daha savaşa götürüyor, mızrakları kırıyor ve görmelerini sağlıyor, kadim düşte uzun zamandır saklı olan gerçeği.’”
"...teslim olacak olsam... bir an için bile... saidin beni kavurur. Eriyik metalden bir ırmak gibi, ateşten bir okyanus gibi, güneşin tamamı tek bir noktaya toplanmış gibi. İstediğim şeyi yaptırmak için onunla savaşmam gerekiyor, tükenmemek için savaşmam gerekiyor.”