Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
Muhafız’ın gözleri Rand’a kaydı. “Elini tutacak biri olmadan tıraş olabilecek yaşa geldiğini sanıyordum.” Rhuarc gülümsedi. Bu hafif bir gülümsemeydi, ama Lan’in yanında ilk defa gülümsediğini görüyordu. “Henüz genç. Öğrenecek.” Lan Aiel’e baktı, gülümsemesine aynı hafiflikle karşılık verdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gitmeniz gerek, Leydim,” dedi alçak sesle. Kadın yaklaştı. “Gözlerini üzerimde hissedebiliyorum, Rand.” Sesi dumanlı bir sıcaklığa sahipti. “Ben annesinin önlüğüne bağlanmış bir köylü kızı değilim ve ne istediğini biliyorum...” “Taştan yapıldığımı mı sanıyorsun, kadın?” Kükremesi üzerine kadın yerinde sıçradı, ama bir sonraki an halıyı aşmış, bir adamı derinliklerine çekebilecek kadar karanlık havuzlar gibi gözlerle ona uzanıyordu.
Lan seninle gurur duyuyor koyun çobanı·Kitabı okudu
“Şu Deniz Halkı kadınlarını ben de bir denemeliyim,” dedi Mat çabucak, piposunu çıkarıp sallayarak. “Aiel kızları kovaladığın zaman tuhaf şeyler oluyor. Çok tuhaf. Kızların Öpücüğü dedikleri oyun gibi.” Dikkatlerini çekmişti, ama Baran henüz paraları masaya koymamıştı ve Carlomin hâlâ kart alacak gibi görünmüyordu. Estean sarhoş bir edayla kahkaha attı. “Herhalde kaburgalarına sapladıkları mızrakla öpüyorlardır seni. Mızrağın Kızları, anladın mı? Çelik. Kaburgalarında mızrak. Ruhum kavrulsun!” Başka kimse gülmedi. Ama dinliyorlardı. “Pek değil.” Mat sırıtmayı başardı. Yak beni, bu kadarını anlattım bile. Kalanını anlatsam da olur. “Rhuarc Kızlarla iyi anlaşmak istiyorsam, onlara Kızların Öpücüğü’nün nasıl oynandığını sormam gerektiğini söyledi. Onları tanımanın en iyi yolunun bu olduğunu söyledi.” Hâlâ evdeki, Papatyaları Öp oyunu gibi bir öpücük oyunu gibi geliyordu kulağa. Aiel klan şefinin şaka yapacak bir adam olduğunu hiç düşünmemişti. Bir dahaki sefere daha ihtiyatlı olacaktı. Sırıtışını iyileştirmek için çaba gösterdi. “Bu yüzden Bain ve...” Reimon sabırsızca kaşlarını çattı. Hiçbiri? Rhuarc dışındaki Aiellerin ismini bilmiyordu ve yine hiçbiri bilmek istemiyordu. “...kaz kadar aptal biri gibi gittim ve bana göstermelerini istedim.” Yüzlerinde beliren geniş sırıtışlara bakarak şüphelenmesi gerekirdi. Bir farenin dansa kaldırdığı kediler gibi. “Ben ne olduğunu anlamadan boynuma yaka gibi bir avuç mızrak dayandı. Tek hapşırıkla tıraşımı olabilirdim.”
Arkadaşı Mat’in bu durumla nasıl başa çıkacağını merak etti. Muhtemelen bir çimdik, bir öpücük ve kendi düşünce tarzına getirene dek güldürerek. Ama Perrin kızlarla Mat gibi anlaşamadığını biliyordu. Mat, sırf bir kadın yüzünde kıl olması gerektiğini düşünüyor diye, kendini asla bir sakalın altında terlerken bulmazdı.
Atmacadan korkan Perrin·Kitabı okudu
"Pekala, hangisini tercih edersin bakalım elf?" diye sordu Bruenor günün ilerleyen vakitlerinde. "Çılgın bir askerin kargısını saplamasını mı, yoksa meraklı bir büyücünün her işine burnunu sokmasını mı?" Drizzt, bu soruyu düşünürken savunmacı bir şekilde kıkırdadı. Uzunsemer şimdiye kadar bulunduğu her yerden farklı olmuştu, ve yine de o kadar çok aynıydı ki. Her iki durumda da, derisinin rengi onu acayip bir kişi olarak tek başına bırakıyordu ve genelde karşılaştığı saldırgan muamele değildi onu rahatsız eden. Her zaman için farklı olacağını hatırlatan utanç verici hadiselerdi. Drowun mırıldanarak verdiği cevabı, sadece yanında at sürmekte olan Wulfgar duyabildi."Yolları."