İnsan gerçek mutluluğu öngörülmedik yerlerde, beklenmedik olaylar sonucu, dürüstlük sayesinde buluyor. Kısa yoldan mutluluğa ulaşmak, insanın kendisine söylediği bir yalandan ibaret çoğu zaman.
“Zaman yalnızca içinde balık tuttuğum bir akarsu. Suyundan içerim ve içerken kumlu dibini görüp anlarım ne kadar sığ olduğunu. Cılız akıntısı kayıp gider ama kalır sonsuzluğu. Ah, daha derinden içebilsem! Gökyüzünde bir balığım ben, altımda çakıl gibi yıldızlar... Tekini bile saymaya yetmez muhasebem. Alfabenin ilk harfini bile bilmem. Doğduğum günkü kadar bilge olamadığıma üzülürüm her dem. Akıl bir balta, kavrayıp aralar yolunu olayların esrarına.”
“Dünyanın her yerinde aynı dram, aynı dar sahne üstünde aynı dekorlar, kendi büyüklüğünün sarhoşluğu içerisinde başı dönmüş, köpürüp duran bir insanlık...”