Kitap

Kitap
@Harflerledans
Artık inanmadığı bir dünyadan söz eden kitaplar okudu..
7/10
·312 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 22:07
Cennet MahkumuCennet Mahkumu serinin en hareketli kitabı değil ama en tamamlayıcı halkalarından biri. Olay örgüsünden çok geçmişin karanlıkta kalmış parçalarına odaklanıyor. Bu yönüyle daha sakin ilerliyor fakat derinliği tam da burada başlıyor. Carlos Ruiz ZafonCarlos Ruiz Zafon bu romanda özellikle karakterlerin geçmişine eğiliyor. Önceki kitaplarda daha çok gizem ve macera ön plandayken burada hafıza, sadakat ve hayatta kalma temaları belirginleşiyor. Hikâye ilerledikçe şunu daha net hissediliyor, bazı yaralar kapanmıyor, sadece üzeri örtülüyor. Bu kitap o örtüyü kaldırıyor. En çok Fermín'in geçmişi öne çıkıyor. Onu yalnızca hazırcevap ve zeki bir karakter olarak değil, ağır travmalar yaşamış bir insan olarak görmek anlatıyı daha güçlü kılıyor. Mizahının arkasındaki kırılganlık görünür hâle geliyor. Özellikle hapishane bölümleri romanın tonunu ciddi biçimde değiştiriyor. Oradaki atmosfer daha sert, daha gerçek ve daha karanlık. Zafón'un dili yine akıcı ama burada daha sade ve doğrudan. Daniel'in hikâyesi bu kitapta biraz geri planda kalıyor gibi görünse de aslında bütün parçalar onun geleceğine bağlanıyor. Bu nedenle roman bir geçiş kitabı hissi veriyor. Büyük bir final sunmuyor, daha çok yaklaşan hesaplaşmanın zeminini hazırlıyor. Olayların temposu düşük ama gerilim alttan alta büyüyor. Barselona yine güçlü bir arka plan. Şehir detaylı betimlemelerle değil, atmosferle veriliyor. Sokaklar, dükkânlar, eski defterler ve saklanan sırlar anlatının ruhunu oluşturuyor. Mekân sadece bir dekor değil, karakterlerin taşıdığı yükle birlikte şekilleniyor. Kitabın diğerlerine göre daha kısa olması bazı okurlar için eksiklik gibi görülebilir. Ancak burada amaç karmaşık bir olay örgüsü kurmak değil, serinin duygusal temelini sağlamlaştırmak. Zafón bu romanda düğümleri sıkıyor, geçmişi netleştiriyor ve
Roman
Cennet MahkumuCarlos Ruiz Zafon · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021285 okunma
Kitap
Hem “Rüzgârın Gölgesi” hem de “Marina” kitapları harikaydı, Zafon’un bu kitabına yaptığınız yorum için teşekkürler. İlk fırsatta okuyacağım.
Reklam
Ocak ayını 14 kitapla tamamladım. Şubat hedefim daha az kitap ama daha derin ve uzun okumalar yapmak. Sizce bu yolculuğa hangi kitapla başlamalıyım?
Kitap
Seçimleriniz çok güzel, tebrik ederim.
“SAKKARA’NIN KUMLARI…”
9/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2023 01:03
İrlandalı bir yazar olan Glenn MeadeGlenn Meade’in ilk kez bir kitabını okudum. Sakkara'nın KumlarıSakkara'nın Kumları; Almanya-Mısır’ın Sakkara Kazıları-Kahire üçgeninde geçen, kurgusunun içinde gerçek bir hayat hikâyesi saklı güzel bir roman. Yıl 1943; Avrupa’da Hitler’in Polonya’yı işgaliyle başlayan ve milyonlarca masum insanın ölümüyle sonuçlanacak bir savaş.. II. Dünya Savaşı’nın sürdüğü o günlerde ABD Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill, Mısır-Kahire’de Avrupa’yı istila konusunda kritik bir toplantıya katılacaklardır. Bu gizli buluşmayı öğrenen ve savaşı kaybetmeye başlayan Hitler’in, savaşı lehine çevirebilmek için onlara karşı bir suikast planı vardır ve timini görevlendirir. Ancak Amerikan gizli servisi bu planı öğrenmiştir ve engel olmak ister.. Savaşın bir başka acı yüzü de; daha önce 1939 yılında Sakkara Kumları’nda arkeolojik bir kazı için bir arada olan 3 arkadaş, yıllar sonra 1943’te Kahire’de bu suikast olayıyla karşı karşıya gelir ve dostlukları sınanır.. Gün gün, dakika dakika olayların gelişimi öyle güzel anlatılmış ki, her sayfasını çevirirken heyecan sonuna kadar azalmadan devam etti. Mısır’ın piramitleri, Nil Nehri, çölü, eski sokakları, evleri, çarşıları gibi arka fonlar eşliğinde aksiyon ve macera dolu bir film izler gibi hissettim. Çevirisi de tertemiz, okuması da son derece sürükleyiciydi.. Kitabın en sonunda da Yazarın Notu kısmında yazdığı gibi: “1943 Yılının sonlarına doğru Nazilerin, Ortadoğu’da düzenledikleri bir dizi konferans sonrasında Roosevelt ve Churchill’i öldürmeyi planladıkları tarihi bir gerçektir,” diyor. İşte bu gerçek temeller üzerine yazar bu hikâyeyi ustaca kurgulamış. Kitabı çok beğendim ve sanırım yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım…
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Sakkara'nın KumlarıGlenn Meade · Doğan Kitap · 2010965 okunma
Kitap
Ne hoş tesadüf olmuş; ben de az önce yazmayı bitirdiğim incelemeye başlık olarak “film gibiydi” yazmıştım. Tanımlamaya sizin yorumda da rastlayınca hoşuma gitti. Gerçekten film gibiydi.
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 77. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 00:00
Georgi Gospodinov & Bahçıvan ve Ölüm "Yaşayanlar ölülerin gözlerini kapatır,ölüler yaşayanların gözlerini açar." Yazarın okuduğum ilk kitabı ve oldukça sarstı. Kanserle mücadele eden bir baba ve onun o sürecine şahit olan bir evlat. Sanki beni ve babamı anlatıyordu kitap. "Korkacak bir şey yok."diyordu babası her defasında. Bu cümle baktığında basit olsa da içinde çok derin anlamlar yüklü. Canı yanıyor, ağrılardan duramıyor ama çocuklarını, ailesini teselli etme derdinde. Babam gece olmasın isterdi. Çünkü ağrıları artıyordu geceleri. O günler geldi aklıma. Babanın altını ıslatıp utanarak söylemesi,11 yıl geriye babamın aynı cümleyi kurduğu güne götürdü. Hastalığını öğrendiğinde ve babanın öldüğünde yazarın ağlamak için ıssız ve sakin bir yer araması "Bu ben" dedim "Bu ben" ama bulamamıştım o sakin ortamı. Yazım şekline, puntolarına ve sayfa içindeki boşluklardan çok çabuk okunacak bir kitap gibi dursa bile ben okuyamadım. Ağır geldi bana ve ruhuma. Bazı yerlerde nefes almak, kitaptan uzaklaşmak istedim. Her defasında gerilere, babama gittim. Ve bitirdim kitabı zorda olsa. Sonra farkettim ki yazar son cümleyi ilk cümle olarak kullanmış. "Babam bahçıvandı, şimdi bahçe." Kitapla, sevgiyle ve sevdiklerinizle kalın...
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Kitap
Merhaba, popüler olmasına karşın yapılan tüm yorumlarda ağırlığından bahsedildiğinden almaktan kaçtım, sanırım bu kitap da “hiçbir zaman okumayacağım” kitaplar listesine dahil olacak. Mutlu seneler.
7/10
·220 syf.··
2025 127. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 23:18
Violaine Huisman’ın otokurmacası arada kaldığım kitaplardan biri oldu. Edebi yönden zayıf, anlatımı hakikaten hiç sevmedim. Öte yandan duygusal açıdan çok etkilendim ve pek çok otokurmacanın aksine çok yönlü yaklaşımını beğendim. Üç bölümden oluşuyor kitap: İlk bölümde yazar genç bir kız olduğu döneme yoğunlaşarak annesini ve annesiyle ilişkisini anlatıyor. Oldukça travmatik bir ilişki bu ve az çok hepimizin yaşadığı, aşina olduğu, sıradan travmalar değil bunlar, oldukça uç noktalarda hayatlar onlarınki. Şizofren, manik depresif, mitoman, kleptoman, alkolik ve histerik bir annenin yazara ve ablasına psikolojik ve fiziksel şiddet uygulaması olarak özetlenebilir kabaca. Dolayısıyla okurken bir yandan midenize yumruk yemişçesine sarsılıyorsunuz ama diğer yandan anlatım öyle düz, öyle dümdüz ki üçüncü sayfa haberinin detaylarını okuyormuşsunuz hissi var, yani yaşananlar ne kadar ağır olursa olsun bunların liste gibi anlatımı değil iyi otokurmaca, diye düşünmeden edemedim. İkinci bölümde ise doğumundan ilk bölümdeki döneme kadar annesinin yaşantısını anlatıyor Huisman. Burada duygusal olarak savruluveriyorsunuz birden çünkü ilk bölümde nefret ettiğiniz anneye üzülürken buluyorsunuz kendinizi. Hak vermek ya da aklamak değil tabii ki ama onun neden ve nasıl öyle bir insan haline geldiğini görüyor ve anlıyorsunuz. Üçüncü bölümde ise annesiyle vedalaşıyor yazar; onun ölümünün ardından yaşadıkları ve hissettiklerinden bahsediyor kısaca. Her şeye rağmen annesine olan bağı da etkileyici ve düşündürücü. Kitaptan etkilenmemin iki ana nedeni var: Birincisi, dediğim gibi nefret edilesi bir annenin penceresinden de yaşananları anlatması. Çünkü bence edebiyatın bize kazandırdığı en mühim şeylerden biri de empati, hele de anlaşılması zor karakterlerle empati kurdurabilmesi, onları
Annenin KitabıViolaine Huisman · Siren Yayınları · 202587 okunma
Kitap
Aydınlatıcı bir yorum olmuş, teşekkürler.