Harputlu

Gittikçe devleşen bir ihtiras ve kapris dünyası kuruluyor. Gelişmeler, bir yönü ile "iyi", bir yönü ile "kötü"... Bir ihtiras ve kapris dünyası ki, köyden şehre, küçük şehirden büyük şehre doğru gittikçe dehşet kazanıyor. Bir lüks ve tüketim tutkusu, gittikçe yayılıyor. Şimdi "kalkınmışlığın ölçüsü" bu... Fabrikalar, atölyeler, çarşı ve pazarlar, bu devleşen iştihamıza cevap vermek üzere, üç vardi- ya halinde çalışmakta; kıskançlıklar, rekabetler, hasedler körüklenmektedir. Eşyanın ehramı altında ezilen cüceler, dev iştihaları ile öğünmektedirler. Bu imkânlardan mah- rum kalan kitleler ise hasetlerinden tırnaklarını kemirmek- te, kin ve öfke ile kudurmaktadırlar. Evet, bu gidiş bir yönü ile iyi değil... Ama bu gidişi durdurmak da mümkün gözükmüyor. Bu kahredici yarışın önüne çıkacak kimseler, sele kapılmış bir saman çöpü gibi sürüklenip gitmeye mahkûm... O halde ne yapmalı? Yapılacak iş şu, ya bu gidişi oluruna bırakacak ve gelişmelerin seyircisi olacaksınız, yahut da bütün tarih boyunca Şanlı Peygamberlerin, büyük ahlâk ve devlet adamlarının yaptığı gibi, insanı bir "otokritiğe" davet edeceksiniz. "Nefs muhasebesi" adını verdiğimiz, insanı, kendi kendinin hâkimi kılacak bir "iç değişmeye" zorlayacaksınız. Insanın "maddî değil" manevi açlığını kışkırtmak, insanın materyalist, hedonist ve egoist karakteri yerine yüce hedeflere giden idealist karakterini harekete geçirmek zorundasınız. Kısaca, insanın madde ile doyamayacağını, artık anlamalısınız. | Seyyit Ahmet Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Kasım 1990, 2. Cilt, s. 192. «Allah rahmet eylesin; mekanı cennet; makamı âli; ruhu şâd olsun. (Âmin) Müellifin rûhu için el-Fâtiha…»
Sayfa 192 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Reklam
… … yüce dinimizden öğreniyoruz ki, beşer hayatında ferdin de cemiyetin de, devletin de çok önemli birer yeri vardır. Ancak, bunlardan hiçbiri putlaştırılamaz, tahakküm ve zorbalık unsuru haline dönüştürülemez. Yani, Allah'ın kulları, Allah'tan başkasına tapınamaz. Milâdî 11. asırda yaşayan İmam-ı Kuşeyrî hazretleri, "Risale-i Kuşeyriyye" adlı kitabında "Hürriyeti" şöyle tarif eder: "Hürriyet, Allah'tan gayrısına kul olmamaktır". İşte, İslâm'da 'hürriyet" budur. Seyyid Ahmed Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt, s. 90. «Allah rahmet eylesin; mekanı cennet; makamı âli; ruhu şâd olsun. (Âmin) Müellifin rûhu için el-Fâtiha…»
Sayfa 90 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Din Tasavvuf İnceleme
İslâmiyet, "posa ırkçılığını", "ırk ve kavim üstünlüğü" iddialarını "cahiliye devri âdetleri" olarak red etmekle birlikte, asla, müslümanları, soyunu, kavmini ve ırkını red ve inkâr etmeye dâvet etmemektedir. Aksine, böyle bir fiill "haram" saymaktadır. Kaldı ki, "kişi kavmini sevmekle suçlanamaz", "vatan sevgisi imandandır", "kavmin efendisi kavmine hizmet edendir" diye buyuran ve "Vedâ Hutbesinde", "soyunu inkâr edene, Allah'ın, meleklerin ve insanların lânet etmesini" dileyen Şanlı ve Yüce Peygamberin dinini, "ırkların, kavimlerin, milletlerin ve milliyetlerin" aleyhine kullanmak mümkün değildir. İslâmiyet, bunları yok etmez, kardeş olmaya davet eder. Nitekim, tâ Şanlı Peygamberimizin zamanından başlayarak günümüze kadar, bütün müslümanlar, peygamberimizin yakın dostları olan ve O'nun yüce huzurunda İslâm ile şereflenen ve başka kavimlerin ve ırkların çocukları bulunan nice sahabî, "kavim adları" ile anılagelmişlerdir. Bilindiği gibi, Bilal-el Habeşî, Selman-el Farisî, Süheyber Rumî,... gibi İslâm büyükleri, hep milliyet adları ile zikredilmişlerdir. Bu durumu gördükten sonra, "Türk" kelimesinden ürken ve korkan bazı çevrelerin, artık, bu komplekslerinden vaz geçmeleri gerekir. İslâm dini ile milletler ve milliyetler çökertilemez. Aksine İslâm dini ile milletler, kavimler ve ırklar güçlenirler, hayat bulurlar ve yücelirler. Bu sebepten Türk milliyetçileri için "İslâmiyet" ve "milliyet duygusu" birbirine zıd iki değer ve varlık değildir. Bilakis, bunlar, cemiyete hayat veren kaynaklardır. Ayrıca, unutmamak gerekir ki, İslâmiyet, hiçbir kavmin ve zümrenin inhisarında değildir. O, Allah ve Resûlü'nün dinidir. Üstelik: "Bir kavim, dinden yüz çevirdi mi, Allah, başka bir kavmi, dine hizmetle şereflendirir". Çünkü, İslâmiyet, âlemşümül bir dindir. Evet, beynelmilel
Sayfa 109 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Türkler, yalnız askerî sahada değil, içtimaî, iktisadi, ahlâkî, bediî ve fennî konularda büyük eser ve hamlelerle İslâm Dünyası'nın şanını ve şerefini yüksek tutmasını bilmişlerdir. Seyyid Ahmed Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt, s. 112. «Allah rahmet eylesin; mekanı cennet; makamı âli; ruhu şâd olsun. (Âmin) Müellifin rûhu için el-Fâtiha…»
Sayfa 112 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Türklük Âlemi ile İslâm Dünyası'nın kaderî, bir bütün teşkil etmektedir. Daha önceden de belirttiğimiz üzere, Türklük güçlü ise, ayakta ise ve hamle üstüne hamle yeniliyorsa İslâm Dünyası da zindedir ve mutludur. Aksine, Türklük zayıf düşmüşse, yenik ve ezik ise, İslâm Dünyası da öyledir. Evet, tam 10 asırlık tarihî mâcerâ, bunu, riyazî bir kesinlikle ortaya koymuştur. Keşke, İslâm Dünyası'nın bütün aydınları ve idarecileri bunun farkına varabilselerdi ve buna göre hareket edebilselerdi. Seyyid Ahmed Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt, s. 112. «Allah rahmet eylesin; mekanı cennet; makamı âli; ruhu şâd olsun. (Âmin) Müellifin rûhu için el-Fâtiha…»
Sayfa 112 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Reklam