Harputlu

"İnanmak" ve "bilmek" farklı şeylerdir. Her "bilen" inanmış demek değildir. Çünkü, bilip de "inanmayan"lara rastlamak mümkündür. Fakat, inanmak için bilmek şarttır. Onun için İslâm büyükleri buyurmuşlardır ki: "İman için ilim, amel ve ihlâs esastır". Yani, mümin, bilgi sahibidir, bildiklerini samimiyetle yaşamak ve yaşatmak arzusundadır. Yani "inanmış insana" tek başına "bilgili olmak" yetmez, o, samimiyetle inanmak ve inandığı gibi yaşamak zorundadır. Aksi halde, kendini mutsuz hisseder. Seyyid Ahmed Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt, s. 62. «Allah rahmet eylesin; mekanı cennet; makamı âli; ruhu şâd olsun. (Âmin) Müellifin rûhu için el-Fâtiha…»
Sayfa 62 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Din Tasavvuf İnceleme
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
insan, "kafası" ile düşünür ve "kalbi" ile inanır. Yani, düşünmek, daha çok bir akıl işi ise, inanmak daha çok bir gönül meselesidir. Bu sebepten olacak yüce dinimiz, imanı, "dil ile ikrar, kalp ile tasdik etmek" şeklinde tarif eder. Böylece, İslâm'a göre, "inanmak", "iman etmek", kafa ve gönlün bütünleşmesi demek olmaktadır. Bu, "tanımak" ve "sevmek" kavramlarının üst üste çakışması demektir ki, insanı mutlu kılar. İslâm'a, göre, "inanmak", bilgi edinmek ile başlar ve fakat sevgi ile tamamlanır. Yani, inandığınızı, aynı zamada seveceksiniz ki, iman etmiş olasınız. Nitekim, Peygamberimiz buyururlar ki: "Beni, kendi canınızdan daha fazla sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmedikçe de beni sevmiş olamazsınız". Psikologlar, sevmeyi "yakınlık duygusu" olarak tarif ederler. Yani sevdiğinizi, kendinize yakın bulursunuz ve hayatınız boyunca, her yönü ile ona yakın olmak istersiniz. Zaten, Şanlı Peygamberimiz: "Kişi sevdiği ile beraberdir" diye buyurmamışlar mıydı? İnsan sevdiğinin herşeyini sever ve hatta ona benzemeye çalışır. İnsan, sevdiğine bü tün gönül kapılarını açar, onun isteklerini "emir" telâkki eder. Sevginin doğurduğu itaatı, hiçbir duygu meydana getiremez. Şanlı Peygamber'e, yüce ve mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyuruluyor: "De ki, eğer Allah'ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizi sevsin..." (Al-i İmran/31) Seyyid Ahmed Arvasî, Hasbihâl, Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt, s. 64.
Sayfa 64 - Burak Yayınevi, 1. Baskı: Eylül 1990, 1. Cilt·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Bizim toplum İlahi Vahyin uyardığı şekliyle yeterince değil, hatta hiç mi hiç düşünmüyordu. Çünkü Allah, İlahi Hitabında ne kadar az düşünüyorsunuz derken umumi bir değerlendirme yapıyor ve bütün dünya insanlığının ahvalini bize öğretiyordu. | Metin Önal Mengüşoğlu, Düşünmek Farzdır, Okur Kitaplığı, 11. Baskı, İstanbul, Kasım 2024, s, 7.
Sayfa 7 - Okur Kitaplığı, 11. Baskı, İstanbul, Kasım 2024·Kitabı okuyor