Belma Sebil
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
sen beni görmedin görmedin
kapıları çaldım adını sordum
söylemediler öğrenemedim
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
bir daha görmedim bilmedim
belma sebil adını yakıştırdım
aklıma geldikçe her sefer
gözlerinin mavisini bitirdim
saçlarının siyahına başladım
kallavi sokağı'nda güvercinler
benim karanlık istanbul'um
bir esnaf kahvesine oturdum
belma sebil ya geçti ya geçer
rüzgarını içime doldururum
kallavi sokağı'nda güvercinler
bunca yıl sönmemiş umudum
nisan değilse mayıs
perşembe değilse pazar
ben belma sebil'i bulurum
Attilla İlhan
hayatımda ilk kez birisi bana
” kendine çok dikkat et ” dedi.
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde…
rastgele,
yürürken aklına geleyim
sızlasın için…
zaman sen olmayınca geçmiyor,
sen olunca da yetmiyor…
üşüyorsan söyle,
seni bir kat daha seveyim.
bak!
papatya mevsimi geldi.
mevsimlerden papatyayı severim.
sonra seni.
sonra yine seni.
ve hep seni…
kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?
çık gel bir kez daha
çık gel bir kez daha
beni bozguna uğrat
ben güzel değil miyim?
neden kuş koymuyorlar yoluma?
ben sana kızsam,
kendime küserim…
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi…
gözlerini sildi zaman..
dedim ya… Eylül’dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.