Harun Babazade

Harun Babazade
@Harunbabazade
Yanımda kal.
“Sana yazacağım.” demişti: “Birgün Frankfurt’tan, birgün Minnesota’dan. Dolaşırken ülke ülke, diyar diyar, sana kartpostallar atacağım sürekli.” “Olur.” demiştim, “Yazarsın. Güzel olur.” Gitmişti. Sürekli ev değiştirdiğimi, gönderse bile bir başkasının eline geçeceğini ikimizin de çok iyi bilmemize rağmen, o anda bunu düşünemeyecek kadar dalgındık. İkimiz de iyi biliyorduk gitmenin ne demek olduğunu. Onun da gitmişliği vardı daha önce, benim de; Hem birbirimizden, hem bir başkalarından. İyi biliyorduk olacakları. Her ne kadar inatçılıklarımız, tersliklerimiz, asabiliklerimiz olsa da, insanlık olarak, haline acınacak yaratıklarız aslında. Öyle bir yalnızız ki özümüzde, avunalım diye kavramlar icat etmişiz. Dost demişiz adına, ahbap demişiz, sevgili demişiz. Gece üçte çağırsak, gelir demişiz. Öyle özlemler duymuşuz ki, akıllara ziyan. “Sevgilim, yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?” Onu yolcu ettikten sonra, havaalanında bir cafe’ye geçip yaklaşık iki buçuk saat yeni havalanmakta olan uçakları seyrettim. İçlerinden bir tanesinin içindeydi ama hangisinin içinde olduğunu bilmem imkansızdı. Dolayısıyla havalanan her yeni uçağın ardından “güle güle” dedim içimden: “Yolun açık olsun. Sev, sevil, mutlu ol. ‘Benim olsun’ dediğin her ne varsa senin olsun.” O gittikten üç hafta sonra evi değiştirdim. Kendimi işlerime vermiştim. Yalnızlık iyi geliyordu. Senaryo üzerinde çalıştım film oldu. Hikayeler yazdım, şiirler denedim. “Seni,” dedim, “seviyorum derken gözlerimi kaçırmam, görüntü ile ses arasındaki senkron bozukluğu. Ömrümün arka fonunda arabesk var. Kahkahalarımla gözlerim uyumsuz.” Tam tersi sanılsa da, her başarının ardından biraz daha yanlızlaşmış oluruz. Dert edindiğimiz şeyler değiştikçe, dostlarla aramıza mesafe girer. Heyecanımızı kaybederiz. Whatsapp’ta
Reklam
Keşke öpücükler biriktirilebilse.
Dünya cennete çok benziyor, aksi takdirde sen burada olamazdın.
Bu ülkede insanlar sabahlara saygı göstermiyorlar. Uykularını bir balta vuruşuyla kesen bir çalar saatle kendilerini kabaca uyandırtıyorlar ve hemen uğursuz aceleciliğe bırakıyorlar kendilerini. Bir şiddet hareketiyle başlayan bir günün daha sonra ne olabileceğini bana söyleye bilirmisiniz? Çalar saatlerinin her gün küçük bir elektrik şoku geçirtdiği bu insanların başına ne gelebilir? Her gün şiddete alışıyorlar ve her gün zevki unutuyorlar. Bir insanın yaratılışını oluşturan, inanın bana, bu sabahlardır.