Bu ülkede insanlar sabahlara saygı göstermiyorlar. Uykularını bir balta vuruşuyla kesen bir çalar saatle kendilerini kabaca uyandırtıyorlar ve hemen uğursuz aceleciliğe bırakıyorlar kendilerini. Bir şiddet hareketiyle başlayan bir günün daha sonra ne olabileceğini bana söyleye bilirmisiniz? Çalar saatlerinin her gün küçük bir elektrik şoku geçirtdiği bu insanların başına ne gelebilir? Her gün şiddete alışıyorlar ve her gün zevki unutuyorlar. Bir insanın yaratılışını oluşturan, inanın bana, bu sabahlardır.
Rüzgar pencereye vurur, lamba yanarken ateşin başına oturup bir kitap açmaktan tatlı ne ola bilir ki?
İnsan bir şey düşünmez, saatler akıp geçer, hiç kımıldamaksızın görür gibi olduğunuz ülkelerde dolaşırsınız ; düşünceniz hayalle sarmaş dolaş olarak ayrıntılar içinde oynar, yahut serüvenlerin çevresini izler, şahıslara karışır; onların elbiseleri altında kendi kalbiniz çarpıyor sanırsınız.