Başbakan’ın önünden yürüyen ve üzüntüsü yüzünden okunan valinin odasına çıkılır. Kendisi başbakan’ın emrine amade olduğunu söyler. Tam bu sırada telefon çalar ve vali telefonu açar. Konuşan Eskişehir hava üssü Komutanı’ın general bedii Kireçtepe’dir ve o kadar yüksek sesle konuşmaktadır ki bu kısa konuşmayı Menderes de duyar.
-Sayın vali siz bizimle misiniz, değil misiniz?
Başbakanın huzurunda ne yapacağını şaşırmış olan vali bir an tereddüt eder ve şöyle der:
-komutanım, sizden sadece bir an düşünme fırsatı vermenizi istiyorum.
Ahizeyi bırakır.
 Bunun üzerine Menderes:
- muhterem valim, mesleğinizi bize feda etmeyin. Artık biz kendimizi kaderin eline teslim ediyoruz. 
Laiklik, en azından Batı ülkelerinde, devlet ile din işlerinin birbirinden ayrılışını belirtir. Biri dünya meselelerine hükmederken, diğeri manevi alanın düzenleyicisi olarak kalır. İnönü’nün anladığı laiklik bu manada bir laiklik değildir. Kendisi tıpkı komünistler gibi, lâiklikte sadece dine karşı çıkan ve insanın kalbinden din duygusunu ve Allah sevgisini söküp atmak için dine Savaş açan bir maddecilik şekli görür.