Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
düşüşlerin ve hayatın sezgisine kapalı ilk münhallik
Uzak ilkbaharlar düşledim; sadece dalgaların köpüğünü ve doğumumun unutuluşunu aydınlatan bir güneş, toprağa ve her tarafta sadece başka yerde olma arzusu duyma derdine düşman olan bir güneş düşledim. Yeryüzündeki yazgımıza bizi kim çarptırmıştır? Bizi bu somurtkan maddeye zincirleyen kimdir? Çok eskiden, Tanrı'nın ilk ürpertisinde düşen ve taş haline gelen bu gözyaşına çarpan hıçkırıklarımız un ufak olur. Gezegenin öğlelerini ve geceyarılarını hiç sevmedim; sabırsızlıkla, saatlerin ve saatleri dolduran o korkunun olmadığı, iklimlerin olmadığı bir dünya bekledim; yılların ağırlığı altında ölümlülerin iç çekişlerinden nefret ettim. Amaçsız ve arzusuz an nerede? Ya düşüşlerin ve hayatın sezgisine kapalı olan o ilk münhallik nerede?
Sayfa 66·Kitabı okudu
Reklam
Özgürlüğün İkili Yüzü
...imkânların uçsuz bucaksızlığından korkarız. Zincirlere ve yasalara alışmış olan bizler, bir girişim sonsuzluğu karşısında, bir karar sefahati karşısında ne yapacağızdır? Keyfiliğin cazibesi bizi ürkütür. Eğer istediğimiz herhangi bir fiile girişebileceksek, artık ilhamın ve nazların sınırı yoksa, bu kadar gücün sarhoşluğu içinde mahvolmaktan nasıl kaçınabiliriz?
Sayfa 63·Kitabı okudu
Entropi: Parıldamalar anlık, düşüşler kural
Hiçten fazla olduğumuzu kanıtlayan hiçbir şey yoktur. Tanrılarla rekabete girdiğimiz, coşkularımızın ürküntülerimizi alt ettiği bu genleşmeyi sürekli olarak hissetmek için öylesine yüksek bir ısı tutturmamız gerekirdi ki birkaç günde bitip tükenirdik. Ama parıldamalarımız anlıktır; düşüşler kuralımızdır. Hayat her an çürümekte olandır; tekdüze bir ışık kaybı, gecenin içinde yavan bir dağılmadır; âsasız, hâlesiz, aylasız...)
Sayfa 59·Kitabı okudu
Hayat'ın İçinde Kaybolmuşluk
Tabiatta bütün varlıkların kendi yerleri varken, insan, metafizik olarak başıboş dolaşan, Hayat'ın içinde kaybolmuş, Yaratılış içinde tuhaf kaçan bir yaratık olmayı sürdürmektedir.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Unsurlara Dönüş: Bilgiden Bağımsız Derinlik
Sokrates-öncesi düşünürlerden beri felsefe hiçbir ilerleme katetmeseydi, şikâyet edilecek bir durum olmazdı bu. [...] En konuşkan gerileme devirleri bile, bizi mutsuzluk üzerine bir 7 çobanın kekelemelerinden daha fazla aydınlatmazken; hâsılı, bir budalanın sırıtışında laboratuvar araştırmalarından daha fazla bilgelik varken; zamanın yollarında -ya da kitaplarda- hakikatin peşine düşmek çılgınlık değil midir? Yalnızca birkaç şey okumuş olan Lao-Tse, her şeyi okumuş olan bizlerden daha safdil değildir. Derinlik bilgiden bağımsızdır. Devrini kapatmış zamanların açıkladıklarını başka düzlemlere tercüme ederiz, ya da düşüncenin son kazanımları aracılığıyla kökendeki sezgilerden yararlanırız. O halde Hegel, Kant'ı okumuş bir Herakleitos'tur; Sıkıntı'mız da duygusal bir Elea'cılıktır, maskesi düşmüş ve içe doğmuş çeşitliliğin kurgusudur...
Sayfa 59·Kitabı okudu
Reklam