Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
“…sonra şişeyi Asle’ye uzattı bir yudum içmesini istedi, Asle içkiyi yudumladı, derken Sigvald Baba elindeki kemanı Asle’ye verdi, biraz çalıp havaya gir dedi, en iyi müzik yavaştan çalmaya başlayıp, incecik tınılardan yükseklere taşımakla, hiçlikten muazzama çıkmak şeklinde olur, dedi, Asle oturduğu yerde hiçlikten başladı çalmaya, ta altlardan başladı müziğe, çalabildiği kadar ağır ve alçak tonlardan çaldı biraz ve giderek üst perdelere yükseltti.” — Jon Fosse, Üçleme Döngüler, potansiyel durumlar, tekrarlar, farklılıkların yanında benzerlikler, insanın tarihselliği ve tabii ki sıradan yaşamın mistikliği. Bunlar Jon Fosse’yi çok etkileyen kavramlardır ve yapıtlarında bunları ele alır. Bilinç akışı tekniği kullanır Fosse ve bu sayede sürekli kahramanların zihninin içindeyizdir. Sanıyorum ki bunu daha da vurgulamak için çok farklı bir yazma biçimi kullanır. Cümleleri sonlanmaz, virgüllerle akar gider. Kahramanımız anında geçmişe döner ve bunu cümleyi aktif olarak takip ederken fark ederiz, biz okuyucular. Hatta bazen ana kahramanın kim olduğunu bile unuturuz. Bu yüzden kolektif bilinç akışı tekniği bile denebilir, böyle bir terim var mı bilmesem de. Üçleme’de, Alida ve Asle birbirlerini seven ve yaşama tutunmaya çalışan, “toplumun kabul etmedikleri” grubunun bir parçasıdırlar. Asle’nin babası Sigvald baba, çocuğu da yine Sigvald’dır. Asle yaşamını yitirdiğinde, Alida’nın yaşamına Asleik gelir. Yine Asle’nin kız çocuğu, Ales’tir. Kelime oyunları, tekrarlar, benzerlikler: hep yüzümüze çarpar bunu Fosse. Yaşamın döngüselliği ama döngüselliğin içindeki farklar. Potansiyeller ve yaşantılar. Bir travmatik hatıranın, bir çekirdek anının, gün içerisinde gözününüz önünde belirişini düşünün. Ansızın kalabalıkların içinde, araba sürerken, bankada sıra beklerken, partideyken
ÜçlemeJon Fosse · Monokl Yayınları · 2021271 okunma
Reklam
Hiçlikten Muazzama
"...sonra şişeyi Asle'ye uzattı bir yudum içmesini istedi, Asle içkiyi yudumladı, derken Sigvald Baba elindeki kemanı Asle'ye verdi, biraz çalıp havaya gir dedi, en iyi müzik yavaştan çalmaya başlayıp, incecik tınılardan yükseklere taşımakla, hiçlikten muazzama çıkmak şeklinde olur, dedi, Asle oturduğu yerde hiçlikten başladı çalmaya, ta altlardan başladı müziğe, çalabildiği kadar ağır ve alçak tonlardan çaldı biraz ve giderek üst perdelere yükseltti."

Ahmet Haşim Delibaş

, bir kitap okudu
9/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Svend Brinkmann
7.2/10 · 719 okunma
9/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Günümüz mevcut kültürünün, onca teknik ilerlemeye karşın, insanı ahlaken kötü yönde etkilediği ve insanlarda bir tür huzursuzluk meydana getirdiği artık su götürmez bir gerçek olmaya başladı. Bize her şeyi her yerde ve aynı anda yapmayı salık veren tüketim kültürü, bu fırsatçılık kültürü, insanın varoluşsal karakteriyle büyük bir çatışma yaşamasına sebep oluyor. Günün sonunda bu beyhude çaba karşısında yenik düşen insan, kendisini büyük bir anksiyete içerisinde buluveriyor. Haliyle psikoterapi alanında büyük bir talep var. Rollo May bir söyleşisinde şöyle diyor, "Rönesans ile başlayan günümüz kültürü artık son bulmak üzeredir ve bu toplumsal dönemin bitişi olarak da psikoterapinin müthiş bir yükseliş gösterdiğini görüyoruz." "Günümüzde iki kişiden biri psikoterapisttir" der May, ve ekler "Bu her zaman bir dönem kapanırken olur." "Bu, bir taraftan, ceza sahasına her yaklaştığımızda kale direklerinin yeri değiştiği için talepleri asla karşılanamayan, sınır nedir bilmeyen bir kültür. Diğer taraftan, hayatımızın kesinlikle her alanında gelişmemizi ve optimize olmamızı talep etmesi bakımından da sınır tanımaz bir kültür. İşyerleri yalnız profesyonel gelişim değil, aynı zamanda kişisel gelişim talep ediyor. Çocukların sınıfta iyi performans göstermeleri yetmiyor; aynı zamanda sağlıklı, yaratıcı, müzikte ve sporda başarılı olmaları bekleniyor. Bu sınırsızlık hayatın salt zamansal yanında görünür olmuyor, herhangi bir zamanda hayatın birden çok alanına taşıyor. Gemi azıya almış bir gelişim kültüründe yaşıyoruz; ne freni var ne de dizginlerini tutan bir şey. Bu, bireysel esenliğimizi tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda genel anlamda sürdürülebilir de değil." Sonuç olarak, bütün bu semptomlar toplumun temellerini oluşturan dinamiklerinde çarpıklıklar olduğunu gösteriyor
Olan Biteni Kaçırma KeyfiSvend Brinkmann · İletişim Yayınları · 2025719 okunma
8/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
"Sonuçta, sadece vebanın içinde yaşamak çok saçma. Tabii ki insan kurbanlar için mücadele etmeli. Ama başka hiçbir şeyden hoşlanmaz hale gelmişse, ne işe yarar mücadelesi?" Albert Camus'dan iki yüzü olan bir hikaye. Bir yanıyla, henüz içinden geçtiğimiz için, inanılmaz derecede gerçekçi olduğunu fark edeceğimiz bir salgın sürecinin anlatımıyken, diğer bir yandan varoluşun özüne ilişkin bir mücadele hikayesidir. Haliyle bana Saramago'nun "Körlük" hikayesini hatırlattı. İki hikayede de bir salgın söz konusudur ve bu salgın üzerinden soyut ve kırılgan "insan yaşamı" sorgulanır. Ne tuhaftır bu iki isim de nobel ödülü almıştır. hayatın sıradan akışı, belirli bir anlamdan yoksun tekdüze bir yaşam, günlerin gelip geçişi ve sonra aniden gelen kötü haber, zorluklar, sınırlar, yasaklar hızla artan kötü haberler, özlem, hasret, gurbet, kayıp ailenin ve sevgililerin yitimi, eski günlere özlem, sıradan günlerin kutsanışı farkındalık, ağıt, pişmanlık, geçmişe özlem, birlik ve beraberlik mücadele, mücadele ve mücadele… zor günlerin yavaşça el çekişi, umut, arzu, bekleyiş vuslat, kavuşma, sevgililer ve dostlar yeniden el ele hayatın belirli bir anlama sahip yeni türden bir akışı (nereye kadar?) "Yüz yıl önce bir İran şehrinde veba tüm halkı öldürmüş, kendi işini yapmaktan vazgeçmeyen ölü yıkayıcısı dışında." Biz, dünyaya fırlatılmış insanların bir felaketle nasıl eşitlendiğini gösteren bir düşünce romanı. İnancı, ırkı, dili ne olursa olsun, varoluşun özüne ilişkin bazı sorunlar vardır ve bu sorunların bir kısmı cevaplandırılabilenlerdir, bir kısmı ise cevaplandırılamayanlar. Albert Camus, bu yaşam serüveninde nasıl bir etik zemin üzerinden, ne tür kabuller üzerinden bir yaşam sürmemiz gerektiğini soruşturmak istemiş gibidir. Dünyada yaşamak bir anlamda mücadele demektir, çünkü
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Reklam