Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
Nihilizmin Doruklarından Neler Çıkarabiliriz?
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
“İnandığı zaman inandığına inanmıyor, inanmadığı zaman da inanmadığına inanmıyor.” — Dostoyevski, Ecinniler Nihilizmin doruklarından neler çıkarabiliriz? Cioran’ın en sevdiği sözlerden biri olan Stravrogin’in alıntısıyla başlayan bu yazı, Cioran’ın hayatı ve eserleri üzerinden ilerleyerek, onun külliyatından ne anlamlar çıkarabileceğimizi inceleme amacı güder. Endişelenmeye gerek yok, yazı karanlık bir tonda ilerlemeyecek. Fakat hayatın “belirli bir anlamdan yoksun olduğu” gerçeğini kabul etmek gerekli. Cioran gibi isimler kültür krizinin sahici sonuçlarıdır. Bunu görmezden gelmemeli ve incelemeliyiz. Bu yazıyla birlikte nihilizmden anlam devşirmiş olacağım. Son derece çelişkili duruyor. Fakat Cioran kendisi aktarıyor “çelişkili olmaktan çekinmem”, ve tüm anlamsızlık krizlerini sanki bir anlamı varmışçasına yazıya döküyor. Bu hamlesi bizim anlam devşirmelerimize meşruiyet kazandırıyor. Aslında Cioran bir ilk değil, bir son da olmayacak. Hayattaki boşluğun, anlamsızlığın zirvelerini görmüş tonla insan var. Üstelik hepsi yazar ve düşünür de değil. Ağızdan ağıza dolaşan anonim lafları düşün: “Hayat boş”, “Ölümlü dünya”, “Topraktan geldik toprağa gideceğiz”, “Aynı tas, aynı hamam”. Din öğretilerini düşün: öte dünyaya dair bir anlam vaat ederken, bu dünyanın anlamsızlığının ve boşluğunun hakkını iade ediyor. Hiçleşmeye çalışan keşişleri, budistleri düşün. Hem bu anlam krizleri hangimizin başına gelmedi ki? Hangimiz bir noktada “what’s the point” yorgunu olmadık. Boşunalık duygusunun bir zümresi, aristokrasisi veya hiyerarşisi yoktur: Ölüm gibi, herkesi o noktada eşitler. O yüzden son derece evrensel bir konudur. “Uzuvların bu durgunluğu, melekelerin bu sersemliği, bu taşlaşmış gülümseme sana çoğu zaman manastırların sıkıntısını, Tanrı’yla çölleşmiş yürekleri, kendini
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam
suretler
Keyfim yerinde: Tanrı iyi. Ağlamaklıyım: Tanrı kötü. İlgisizim: Tanrı tarafsız. İçine girdiğim haller O'na mütekabil sıfatları verir; bilgiyi sevdiğimde O her şeyi bilir, kuvvete taptığımda da O her şeye kadirdir. Şeyler bana var gibi mi görünmektedir? Var olurlar. Bana yanılsama gibi mi görünmektedirler? Buharlaşırlar. Bin gerekçe O'nu destekler, bin gerekçe de yok eder; coşkularımla canlanıyorsa da hırçınlıklarımla soluksuz kalır. Bundan daha değişken bir suret yaratamazdık: O'ndan bir canavarmış gibi çekiniriz ve O'nu bir haşere gibi ezeriz; ilâhlaştırırız O'nu: varlık O olur. O'nu reddederiz: hiçlik O olur. Dua, Yerçekimi'nin yerini bile alsa O'na evrensel bir süre temin edemezdi: Daima anlarımızın keyfine kalırdı. O'nun alınyazısı, ancak safların ya da geri zekâlıların gözünde değişmez olmaktır. Tek bir kez incelendiğinde ne olduğu açığa çıkmaktadır: yararsız dava, anlamsız mutlak, dangalakların patronu, yalnızların eğlencesi, ruhumuzu eğlendirip eğlendirmemesine ya da coşkularımıza musallat olup olmamasına göre saman çöpü ya da hayalet.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Modernizm eleştirisi
Doğrularımız atalarımızınkilerden daha değerli değildir. Onların mitoslarının ve simgelerinin yerine kavramlar koymuş olmakla kendimizi ilerlemiş zannederiz; ama bu mitoslar ve simgeler, bizim kavramlarımızdan daha az şey ifade etmezler [...] Modern kendini-beğenmişliğin haddi hududu yoktur: Kendimizi bütün geçmiş yüzyıllardan daha aydınlanmış ve daha derin zannederiz.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Kelimelerin Gücü
Tesadüf veya mucize eseri kelimeler uçup gitseydi, tahammül edilmez bir bunaltı ve bir sersemlik içine düşerdik. Bu âni sessizlik bizi en zalim azaplara maruz bırakırdı. Bizi ürküntülerimizin efendisi kılan şey, kavram kullanımıdır. Ölüm deriz - ve bu soyutlama onun sonsuzluğunu ve dehşetini hissetmekten muaf tutar bizi. Şeylere ve olaylara ad vererek Açıklanamaz'dan yan çizeriz [...] İnsanın elinden Mutsuzluk yalanını alın, ona bu sözcüğün altına bakma gücünü verin: Kendi mutsuzluğuna tek bir an dayanamazdı. Onun çökmesine engel olan, soyutlamadır; içeriksiz, saçıp savurulmuş ve şişkinleşmiş seslerdir; dinler ve içgüdüler değil. Adem cennetten kovulduğu vakit, kendine zulmedene verip veriştirmek yerine, şeylere ad koymaya girişmiştir.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Tanrıların Mevcudiyeti ve Namevcudiyeti
zira insan ancak tanrıların öldüğü aralıkta özgürdür -ve kısırdır-; ve ancak tanrıların -tiranların artıp çoğaldığı aralıkta köledir - ve yaratıcıdır.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Reklam