Bazı insanlar, Mısır'da 2011'de meydana gelen dönüşüme "Twitter Devrimi" diyorlar, sanki Mübarek Silikon Vadisi'nde birden ortaya çıkan bir güruh tarafından devrilmiş gibi. Bu kurgunun popülerliğinin nedeni var, o da Amerika'nın kendisiyle ilgili tüm dünyada yarattığı, doğası gereği merhametli olduğuyla ilgili algıya hizmet etmesi. Bu, özgürlük ve demokrasiye yönelik her türlü halk özlemini, özünde Amerikan karakterli görme şeklindeki Amerikan eğilimine de hizmet ediyor. Böylece, Hillary Clinton'ın söylemi, "Mübarek büyük bir adam ve kalması gerekir"den, bir saniye içinde "Mısır halkının yaptıkları ne kadar muhteşem ve ABD'nin onlar için yaptıkları ne kadar önemli"ye dönüşüverdi. Hükümetinin Twitter'ı WikiLeaks elemanlarından üç kişinin hesap bilgilerini teslim etmeye zorlamak üzere mahkemeye gittiği gün, 15 Şubat 2011'de, internet özgürlüğünün Amerikan dış politikasının kalbinde olması gerekliliğini hangi yüzlesöylediğini çok merak ediyorum.
İnternet özü gereği size özgürlük vermez. İnternet, yayınlamayı ucuzlatmanın ve yerel sansürlerin sınırları dahilinde, bilgiyi uluslararası hale getirmenin bir yoludur sadece. Fakat size fazladan bir özgürlük vermez. İnternet çağında özgürlük istiyorsanız, hâlâ bunun için mücadele etmeniz gerekiyor.
Ülkeyi iyi yönetmekle ilgili hayati bir gerçeğe işaret eden, bir Amerikan başkanı olmuştu: Theodore Roosevelt. "Görünen hükümetin ardında" diye yazmıştı, "halka karşı hiçbir bağlılığı olmayan ve hiçbir sorumluluk üstlenmeyen görünmez bir hükümet oturur. Bu görünmez hükümeti yıkmak, yozlaşmış iş dünyasıyla yozlaşmış siyaset arasındaki bu habis ittifakı bozmak, devlet adamlığının ilk görevidir." Bütün gençlik deneyimimden, bunu nasıl yapmak gerektiğine ilişkin kesin bir fikir edinmiştim. En azından, benim imgelemimdeki bir kesinlikti bu ve artık harekete geçip bunu ilerici gerçekliğe dönüştürmeye hazırdım.
Hangi hakların zorunlu, hangi hakların göz ardı edilebilir olduğuyla ilgili kararın, daima bir siyaset meselesi olduğunu da unutmamalıyız. Daha açık olmak gerekirse, benim tek bir amacım var, pek özgün bir şey sayılmaz, ama bütün hayatım boyunca sahip olduğum amaç, içinde yaşayacağımız daha adil bir toplumun yaratılmasına yardım etmek. Her alanda şeffaflıktan yana değilim, hatta tepeden tırnağa demokrasiyi savunmuyorum, ama tek istediğim adalet ve bizim yaptığımız katkı, adalet ve teknoloji konusunda yeni kaçınılmazlıkları öne çıkarıp savunmak. Hepimizin özünde adalete karşı bir özlem olduğuna inanıyorum. Hepimizin özünde sansüre karşı bir tiksinti var. Ve işte Web bunu gösterebilir