Başka insanlar meslektaşlarıyla nasıl tanışır bilmiyorum, ama benim yaklaşımım hep biraz, diyelim ki, varoluşsal olmuştur. Birinin ya yüzünden ya da okuyup beğendiğiniz bir kitabı onun da okuyup beğenmiş olmasından hoşlanırsınız. Belki bir grup kurar veya kokuşmuş eski bir kurula karşı muhalefet edersiniz yahut bir gece hoş bir şekilde birlikte takılırsınız. Henüz bir örgütün başında değildim, ama olduğum zaman bile, yöntemlerim aynı kaldı. İlerlemeye devam, insanlara güvenmeye devam.
Scientology sisteminin tamamı, itaat ve gizlilikten beslenir; bu da, ortadan kaldırmak için doğduğum iki şeydir. Eminim ki, mantıkdışı şeyler yaptığım zamanlar olmuştur, ama hiçbiri Scientology Kilisesi'nin hiç durmadan yumurtladığı zırvalıkların yanından bile geçemez. Elbette belki de yanılıyorumdur ve yeryüzü, aslında uzaylıların imha edilmiş hapishane kolonisi de olabilir, ama ben ikna olmadım. Scientology'nin, internetin mümkün kılabileceği özgürlüğün karşısına çıkan en büyük düşmanlar arasında olduğu yıllar öncesinde açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. İnternet, gerçek doğası gereği, sansürün olmadığı bir alandır. Sansürü, saklılığı ve (bir bedel karşılığı) açığa vurmayı kendi varoluş nedenleri olarak gören Hubbard'ın yüklüğündekiler için uygun olamaz elbette.
"Bu siteyi ilk kim devirmek ister?" Ben diğer cypherpunklara yazmıştım. O zamanlar böyle meydan okumalarla karşı karşıya gelirdik. İnterneti düpedüz dev şirketlerin ve hükümetlerin halkı sömürmekte kullanacakları devasa bir araç haline gelmesini önlemeye çalışmaktı derdimiz. Veya güvenlik için bizi göz hapsine almalarının önünü almak. Bu tip güvenlikten tiksinirim, yani "Açıkça izin verilmeyen her şey engellenir" tarzında güvenlikten. Onlar kim olduklarını sanıyorlar veya daha önemlisi, bizim kim olduğumuzu sanıyorlar ki? Kendi acımasız bakışlarını teminat altına alacak teknolojiyi harekete geçiren güvenlik faşistlerinden başka bir şey değiller. Nirvana kavramları, fizik kurallarının yazılı yetki olmadan bir sandalyenin yerini bile değiştiremeyeceğiniz şekilde yeniden yazılmış olduğu bir siberuzam statükosunu sürdürmekten ibarettir. Olay artık sadece sizi gözetleyen Büyük Birader'den ibaret değil; Büyük Birader'in parmaklarınızı, zihninizin hareketini denetleyerek, sizi dünyayı ve bilgisini kendi istediğiniz şartlarda bulmaktan alıkoyması durumu söz konusu artık. Büyük Birader evdedir. Apple Store'dan eve yeni getirdiğiniz şeyde kuruludur.
Eğer bir kitap kendinizi daha az yalnız hissetmenizi sağlayabiliyorsa, benim gözümde çok kıymetliydi, üstelik tam da zamanında gelmişti. Sanırım, ben oldum olası eylemciliğe yatkındım -geçirdiğim çocukluk deneyime dayalı, mücadelelerle dolu bir dönemdi- ama mahkemeye çıkmayı beklediğim o dönemde, kendimi kaybolmuş hissetmeye başlamıştım.