Bu kitap hakkındaki düşünceler sonradan geliyor insana, son kelimesinde ben ne okudum şimdi hissiyatı insanı basmıyor değil.
Sorduğum çoğu insan aksini iddia etse de ben Arif'ten buram buram Yeşilçam kokusu aldım. Kitabın özgünlüğünü lekeleyen fazlaca örnekleme ve benzetme de dönemin delikanlılarının özenti havasını bana fazlaca hissettirdi açıkçası.
Varoluşsal sancılar çeken Arif'in içindeki Müzeyyen'i anlatıyor aslında kitap. Sözleri bile Arif'in dudaklarından çıkacak kadar az somutluktadır Müzeyyen. Müzeyyen her yerdedir fakat çoktan gitmiştir.
Kendi içinde ona yıkımlı bir vedada bulunan Arif ise onun neden gittiğini kendi hayal sınırları içinde bırakarak, vedasını da delikanlı gibi zihninde gürültülü, dışarısında ölüm kadar sessiz bir şekilde icra eder.
Okurun kafasında soru işaretleri bırakır, Arif, son mektubunda neler söyler bilinmez.
Fakat hikayenin sonu da başından bellidir.
"Şimdi devrik ve devirsizdik." Sözü her şeyi açıklar Arif'in.
Tavsiye edebileceğim dolulukta bir kitap değil fakat bir okuma aralığı olarak araya sıkıştırılabilir.