Nur︎

Nur︎
@Hasletizm
Sıradan bir okur.
195 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
7/10
·360 syf.·
2026 3. kitabı
Herkes birinin kimsesi ve herkesin kendini bir şey sandığı hiçbir şeyler dünyası.. Murtaza, sistemin hiçbir parçasına uymayan bir yapboz gibi. Garibanı idare etmeyi bilmeyen, üstünü Allah bilen, yıkıcı bir dürüstlüğe sahip. Sevilmek gibi bir kaygısı da yok, Kuvâ-yi milliye ruhlu bir cahil. İnsanın her makamda merhamet sahibi olması gerektiğine inanırım. İlle de kendine. Murtaza'nın çevresine takındığı bu denli kötü tavrın kendine dahi acımamasından geldiğini düşünüyorum. Kuralları uygulamak tabi ki de namuslu bir davranıştır. Fakat bu kurulları namuslu biri mi koymuş bir de ona bakmak lazım. Onurlu bir insanın elinden muhakemesini alırsanız, sağlam bir piyade yetiştirmiş olursunuz. Murtaza da çok sağlam bir piyade. Hikâyede beni en etkileyen cümle Nuh'un Murtaza'ya kurduğu "Ne diyeyim oğlum? Seni Halk eden Allah'a ne diyeyim ki..." cümlesidir. Hikâyenin omurgasıdır zannımca. Ben uzun soluklu, araya kitap sıkıştırarak, okudum. Karakterin fazla özeme yapısı, okurken tekrara düşüyormuş gibi hissettirdi ve beni sıktı. Yarısından sonra hikaye canlandı sanki. O yüzden tahammül edebileceklere tavsiye ediyorum. Güzel bir kitap, uzatmamak için değinmediğim harika detayları var. Teşekkürler...
1000Kitap
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,556 okunma
Reklam
8/10
·112 syf.·
2026 2. kitabı
Steinbeck'in Gazap Üzümlerinde fazla teknik detaya giren kaleminden sonra bu kalemiyle tanışmak ilaç gibi geldi. Kitabın böyle kısa bir metinle bu kadar zengin bir içerik taşıması çok güzel. Irkçılık, feodalite, yoksulluk, yalnızlık ve çoğu zaman gördüğümüz ilkel kötülüğün aksine, ilkel iyilik. Kitap bence büyük veya küçük insan ayrımı yapmıyor. Böyle bir mesaj için soylu sayılan kesim fazla anlatım dışı. İradesiz bir sevgi, insanı bir fare kadar savunmasız ve bir kaplan kadar vahşi yapabiliyor. Buradaki insan tasviri bence tamamen iradeyi savunuyor. Lennie'nin ölümü de gerçek bir iradeyi savunuyor. İnsan iradesini. Kötülüğe varan iyiliği, iyilik saydığı bir kötülükle bitiriyor. İradenin kötüye kullanımı ise Crooks üzerinden anlatılıyor. En samimi haliyle, ırkçılık olarak. İrade; George, savunmasızlık; Lennie, iradenin kötüye kullanımı; Crooks, yıkılabilir irade; Candy, yıkıcı irade; Carlson, sessiz irade; Slim. Curley'in eşi çeldirici ve Curley ise çekiç irade. Çok keyifli ve tekrar okunası bir kitap, tavsiye ederim. Teşekkürler...
Alıntı
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,2bin okunma
7/10
·160 syf.·
2025 27. kitabı
Çoğu okurun aksine ben Livaneli'nin kalemini severim. Fakat Livaneli'nin yazı tavrı biraz korkak gelir bana. Huzursuzluk'ta anlattığı şeyler çok gerçek, çok bizden, doğal fakat çözümsüz. Sorunu sadece göstermeyi yeğliyor, her tarafı biraz lekeliyor ki diğer taraf sıçramasın. Bu da bir yazar tavrıdır. Fakat Livaneli, öfkesi kelimelerin arasında nefes alan bir yazar olduğu için bu tarafsızlık biraz da bilinçli alınmış bir tavır gibi geliyor insana. Huzursuzluk kitabında da bilinçli olduğunu düşündüğüm bu tavrı hissettim. Çok acı şeyler anlatıyor. Cenahlar arasında kalmış masum hayatlar, terör ve din partizanlığı, Hüseyin gibi kırılmaya mahkûm yardım elleri, İbrahim gibi boşlukta asılan insanların vicdan muhakemesi. Konu harika, anlatım çok güzel fakat insan düşünüyor, çok daha derinlikli ve hiciv dolu bir kitap olabilir miydi diye. Güzel eserdi, tavsiye edilir. Teşekkürler...
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,5bin okunma
Refet
10/10
·152 syf.·
2025 25. kitabı
Fatma Aliye'nin okuduğum ilk kitabı Refet. Uzun zamandır böylesine samimi bir kitap okumadım doğrusu. Kitapta benim açımdan teknik sorunlar var. Fatma Aliye okuyucuya, bir anlatıcı olarak pek alan bırakmamış. Anlatımı okuyucuda bir durumu fark etme hazzı uyandırmıyor, ana metin ve tema sürekli olarak karakterlerin dilinde. Fazlaca bir şeyler anlatma çabasında. Çirkin çehrelerin güzelliği bulma serüveni biraz da yarım kalıyor sanki. İlk kadın öğretmen karakterli olarak yazılmış bu kitap: daha örtük olay örgüsü ve günümüze hitap etmesi açısından güzel bir aşk süsüyle yazılmış olsaydı Çalıkuşu'na rakip olacak bir kült olabilirdi. Ki ben Çalıkuşu'nun aşktan ve idealist öğretmenlikten çok daha başka şeyler anlattığını düşünürüm. Yazıldığı dönem 1898 yılı, II. Abdülhamid devri olduğundan olsa gerek Cumhuriyet havasına sahip değil. Hikayede bunu belli eden çok nüans ve kadının yapabileceği meslekleri fazlaca çerçeveleyen bir anlatım var. Zaten bundan dolayı olsa gerek Cumhuriyetçi sesler yükseldikçe, dönemin Halide Edip gibi yazarları parladıkça yıldızı sönmüş. Fatma Aliye de çok cesur bir yazar ve kadın benliğini ortaya koymaya çalışan ilk yazarlardan. Fakat onun göğsünde körük gibi yanan bir Osmanlı ve İslam aşkı var. Bunlar kötü şeyler değil, fakat o dönemin yeni fikirleri için sınırlayıcı ve fazla taraflı bulunduğunu düşünüyorum. Her şeye rağmen iyi hissetmek için açıp açıp okumak isteyeceğim bir eserdi. Benim gönlümde yeri başka. Teşekkürler.
Edebiyat
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
9/10
·517 syf.·
2025 21. kitabı
London, bu romanını aslında Nietzsche'nin üstinsan fikrine cepheden bir saldırı amacıyla yazmış. Fakat baş karakter Martin Eden'in yıkımını hüsran dolu bir aşkla taçlandırdığından olsa gerek kitabın felsefik yönü biraz gölgede kalmış. Aldığı övgülere gerçekten mahzar olmayı başarmış nadir kitaplardan olduğunu söylemeliyim. Beni etkileyen çokça alıntısı oldu, cahilliğin mutluluğunu bilgeliğin verdiği acıyı tadınca anlayan bir delikanlı Martin. Hayatı, daha iyi bir hayat ihtimaliyle hızla tüketen yüksek bir potansiyel. Ruth'a olan aşkı benim açımdan sadece bir aşk değil aynı zamanda bir tabu, Ruth aslında onun sevdiği kadın olmakla birlikte ulaşmak istediği asil bir hedefti. Kendini geliştirdikçe, aslında gözünde büyüttüğü sakil kalabalığın arasından kurtarmak istediği masum asalet oldu. Ait olduğu sınıf için fazla, elde etmek istediği sınıf için isteksizleştiği anda, uğruna savaştığı kale yerle bir oldu. Sonrasında başarı tam da anlamını yitirdiği zamanda onu buldu ve Brissenden'in de tahmin ettiği gibi hüsran dolu bir denize dönüşle sonlandı. Martin eğer topluma karşı yalnız kalma cesaretini gösterdiğinde, yaşadığı hayattan memnun kalmayı, dengede olmayı başarabilseydi gerçek bir bireyci olabilecekti. Fakat bireycilik onu parlak bir yıldız yaptı sonrasında ise karanlık bir boşluğa kaydırdı. Kalabalıklar içinde yalnızlığın bilgeliği değilde, yalnızca bir kalabalığın cahilliği insanı mutlu edebiliyor çoğu zaman. Velhasıl, sadece anladıklarım için değil, anlamadıklarım için de sevindim bu kitapta. Teşekkürler.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,4bin okunma
Reklam