Hatice Baran

Hatice Baran
@Haticebrn
Umut çok etkili bir işkencedir. Çünkü sahibini yavaş yavaş öldürür. Ama ben ölmeyenlerdenim...
Türkçe Öğretmeni
Lisans
6 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi
YUNUS BEKTAŞOĞLU'NUN "ERADİKASYON" ADLI ROMANINDA "DİSTOPYA" GERÇEĞİ Hatice BARAN* YUNUS BEKTAŞOĞLU; 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Eğitim hayatına Malatya'da devam etti. Sonrasında İstanbul'a döndü. Başarısız bir üniversite deneyiminin ardından çalışma hayatına atıldı. Şu an bir lojistik firmasında çalışmakta. Sözcükler, Mavi Yeşil, Berfin Sanat dergilerinde öyküleri yayımlandı. İsimsizce Sanat ve Kedi Öyküleri adlı kitaplarda birer öyküsüyle yer aldı. Eradikasyon, yazarın ilk kitabıdır. Yunus Bektaşoğlu; 2017 yılı Kasım ayında Yitik Ülke yayınları arasında çıkan "Eradikasyon" adlı eserinde doğum, yaşam ve ölümün şeytan üçgenindeki var olma ve yok etme çabasını varoluşsal bir felsefe temelinde sorgula- maktadır. Eradikasyon; kelime anlamı "yok edim, kökünü kazıma" anlamlarına gelmektedir. Romanın genel anlamda ana fikrine baktığımızda doğum ve ölümü varoluşsal bir temelde ele alsa da gerek asırlardır süre gelen sorunlarından yönetim, kadın gibi sosyolojik gerekse din ve zaman gibi bilinçaltı konularına da ayna tutmakta-dır. Pek çok başlıktan oluşan romanda belli bir olay örgüsü olmamakla birlikte; Asaf ve Meryem adlı karakterlerin doğum ve ölüm arasındaki med-cezrinin tıpkı kendini yenileyen bir hücre gibi yeni durum ve ruh halleriyle bütünleşerek aktarılması dikkat çeker: "Avucuyla minik bir çukura buyur etti mezara. Kuşu içerisinde bırakıp üstüne örttü. Tek göğüslü kadın beşiğindeki Asaf'ı kucağına alıp saksının önüne getirdi. Buradaki kuş, bu kuşa gömülen ölüm bizim şu an nerede olduğumuzun kanıtıdır. Bu hayatın değil, bizim bu Asaf. İkimize özgü, bize dair"…(s.29) Yazar; romanın bütününde “ölüm” anaforunu yansıtmaya çalışır. Başlangıçta dolaylı bir anlatım, zengin betimlemeler ve bilinçaltına inilerek yapılan içsel tahliller dikkat çekerken; sayfalar
Edebiyat
EradikasyonYunus Bektaşoğlu · Yitik Ülke Yayınları · 201716 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"İsimler, meslekler, sorumluluklar, etiketler verilmesinin nedeni kimlik olarak gerçekleşen suikastin izlerini yok etmektir" (s.11). "Şu an olan tüm eylemler, itaat ekseninde ilerliyor. Çünkü insanlara böyle öğretilmiş; tutanaklarda ne yazıyorsa onu yapıyorlar. Aslında yapmıyorlar o kâğıtlara yazılanları taklit ediyorlar"(s.152).
Sayfa 11 - Yitik Yayınları
Edebiyat
"Ne olur ırsalansa zaman şimdiden? Ne olur unutulsa tüm vahşetiyle insan olmanın kana yaratılmış tarihi? Âdem'in göğsünde hırıltılar halinde bazen yükselen, bazen de inen o hayvanın doğmuş olmanın karanlığında gezerken bıraktığı izler değil miydi? Ve insan bu haliyle o korkunç izin, vahşet denilen hayatın ulağı değil miydi?” (s.105).
Sayfa 105 - Yitik Yayınları
Sabahattin Ali
SABAHATTİN ALİ VE KURTARILAMAYAN ŞAHESER ADLI ÖYKÜSÜNÜN İNCELENMESİ Hatice BARAN Sabahattin Ali, 1907 tarihinde Bulgaristan’ın Eğri Dere Köyü’nde dünyaya gelir. Babası, bir piyade yüzbaşıydı ve bu yüzden görev yeri sık sık değişmektedir. Babasının mesleğinden dolayı Anadolu’nun birçok şehrini yakından tanıma fırsatı bulur. Sabahattin Ali’nin bu şehirlerdeki izlenimleri ve deneyimleri eserlerine yansıması kaçınılmaz bir sonuç olup bu durum yazarın kalemini daha da güçlendirmektedir. Toplumsal gerçekçi bir yazar olan Sabahattin Ali, toplumun sorunlarına değinmenin yanında kapitalizm ve modern dünyanın değiştirdiği toplum ve değerler içinde debelenen bireyin trajedisine de yer verir. Ana karakter üzerinden hem toplum hem de birey sorunu harmanlanarak eserlerini oluşturur. Bu sıralanan özelliklere sahip eserlerinin başında hiç şüphesiz “Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna” gelir. Kuyucaklı Yusuf’ta Yusuf adlı başkahraman kapitalist sistemin çürüttüğü, yozlaşmış bir kültür içinde debelenen bireyi yansıtır. Van ilinin Edremit ilçesinde geçmesi 1937 yılında yayımlanan bu eseri zengin-fakir, iyi-kötüçatışması ile hala günümüze kadar güncelliğini koruyan sorunları içermektedir. Kürk Mantolu Madonna da ise Raif Efendi üzerinden toplumsal bir mesaj vermenin yanında bireyin iç bunalımlarını ve ruhsal tahlillerini o dönemden yola çıkarak çok güzel bir şekilde tasvir ederek karşımıza çıkar. Sabahattin Ali bu eserinin başkahramanı olan Raif Efendi için şöyle der; Dünyanın en basit, en zavallı hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlûku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden
Edebiyat