Grekler ise, hem konuşma hem de akıl için tek bir kelime, logos kelimesini kullanırlar; ancak, akıl olmadan konuşma da olmadığını düşündükleri için değil, konuşma olmadan akıl yürütme olmayacağını düşündükleri için.
Kitabın ilk kısmındaki aşkın insanın aklını başından alıp yanlış kararlar vermesine sebep olması ve gelip geçici bir duygu olması beni çok tatmin etmişti. Sonra gelen kısımda Sokrates benzetmeler ile çok farklı şeyler anlatıyor gibi hissettim. Sanki bir din kitabı okuyor gibi oldum. O yüzden o benzetmeler kısmı okuması çok zevkli olsa da aklımda tam bir fikir bırakmadı. Sonlara doğru sokrates söylev ve retorik hakkında konuşuyor bu kısım oldukça net ve anlaşılırdı. Bunu bir alıntı ile göstermek benim için daha kolay olacak.
“SOKRATES-Aranızdan kim bütün bunları hakikati bilerek yazdıysa ve yazdığı meseleleri tartışmalarda savunabilirse; hanginizin yapacağı konuşmayla yazdıklarının aslında hiç hükmünde olduğunu göstermeye gücü varsa, işte o adam ünvanını bu türden yazılardan değil, hayatını adadığı ciddi işlerden edinecektir...... Onlara en yaraşır ve uygun ünvan filozof ya da buna benzer bir ad olsa gerek. "
Bu kısım gerçekten bildiğim şeyleri ne kadar bildiğimi sorgulattırdı. Ve eğitim sistemindeki sıkıntılara da değindi belki de. Hangimiz fikirlerimizi savunmak için eğitildik.
Gerçekten kitabın son kısmı benim için sokratik bir diyalog oldu. Kendi içinde tartıştığım.
Sana eskilerden duyduğum bir şeyi anlatabilirim; hem hakikati bilenler onlardır. Zaten biz hakikati kendi kendimize bulanilseydik, insanların ne düşündüklerini hiç önemser miydik?
Ruhlara ilgili bu batıl korku ve onunla beraber rüyalardan, sahte kehanetlerden ve batıl korkuya dayanan pek çok başka şeyden hareketle gelecekten haber verme işi yok edilse, ki kurnaz ve hırslı insanlar bu hurafeleri kullanarak saf insanları istismar etmektedir, insanlar toplumdan itaat için şimdikinden çok daha iyi durumda olurlardı.
İşte, okulların işi bu olmalıdır: oysa onlar, tersine, böylesi fikirleri yaymaktadırlar. Çünkü muhayyile veya duyguların ne olduğunu bilmediklerinden, öğrendikleri şeyleri aynen öğretirler.