Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Üstinsan hiçbir zaman sözde iktidar sahiplerinin gürültülü geçitlerinde ve hiçbir zaman devlet adamlarının çekidüzen verilmiş karşılaşmalarında belirmez Üstinsanın belirmesi, olayları kamuoyuna daha vuku bulmadan ulaştıran [zu-stellen], yani öne-koyan [vor-stellen] muhabirlerin telsiz ve telgrafları için de ulaşılmaz kalır. Mekanizması giderek gelişen tasavvur etmenin süsleyen ve tertip eden bu çeşitleri, aslında olan şeyi tanınmaz hale getiriyor. Bu tanınmaz hale getirme yanı sıra olmuyor, bilakis tasavvur etmenin istisnasız bir iktidarının prensibinden oluyor. Sağlıklı insan zihni daima, çarpıtan tasavvur etmenin [verstellendes Vorstellen] bu türünün tarafında durur. Bugün edebiyat faaliyetleri dahil tüm alanlarda hazır olan, meşhur ve ihtiyaca binaen çağrılabilen "sokaktaki adam"dır. Tasavvur etmenin bu çarpıtan türüne karşı düşünme, ikilemli bir vaziyette kalıyor. Nietzsche bunu net bir şekilde gördü. Bir yandan eğer mutat tasavvur ve kanı düşünmenin mahkemesi olmak istiyorsa, insanların uyanması için ona bağırmak gerekir. Diğer yandan düşünme hiçbir zaman bir bağırmayla düşünmüş olduğu şeyi söyleyemez. Bu yüzden Nietzsche'nin daha önce bahsedilen bağırma ve davul çalmaya dair sözünün yanı sıra şu şekilde olan sözünü de tutmamız gerekir: "En sessiz sözlerdir, fırtınayı getiren. Güvercinin ayaklarıyla gelen düşünceler dünyayı yönetiyor” (Böyle Buyurdu Zerdüşt, II. Bölüm, Sessiz Saat). …
Sayfa 86·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
… Demokratik Devlet ataerkil değildir, eğitimsiz güven üzerine dayanmayı sürdürmez; tersine yasalar içerir, onlar için tüzel ve törel temellerin bilincini ve bu yasaların pozitif olarak bilinmesini kapsar. …
Sayfa 34·Kitabı okudu
Alıntı
… “Çöl büyüyor: Çöller barındırana vah olsun!” Burada " diye seslenilen kimdir? Üst-insandır. Zira karşıya-geçen [.r Hinübergehende] kişi, çöken [.r Untergehende] kişi olmalıdır; üst-insanın yolu, kendisinin çöküşüyle başlar. Böyle bir başlangıç ile zaten volu kesinleşmiştir. Şu hatırlatmaya tekrardan ihtiyaç var: Düşündürücü çağımızın en düşündürücü olanına dair cümlemiz – henüz düşünmüyor oluşumuz -, büyümekte olan çöl hakkındaki Nietzsche'nin sözüyle bağlantılı olmasından dolayı, fakat bu cümlede düşünülmüş olanın üst-insan olmasından dolayı üst-insanın özünü yolumuzun gerektirdiği kadarıyla açıklığa kavuşturmaya çalışmak zorundayız. Şimdi, mutat zanlar tarafından “üst-insan” dendiğinde işitilen yanlış ve yanıltıcı sesleri uzak tutuyoruz. Bunun yerine, “üstinsan" sözcüğü sade bir şekilde düşünüldüğünde neredeyse kendiliğinden kendini tavsiye eden şu üç basit hususa dikkat kesilelim: 1. Öteye-geçme [.s Übergehen]. 2. Öteye-geçmenin nereden geçtiği. 3. Öteye-geçmenin nereye doğru vuku bulduğu. Üst-insan, şimdiye kadarki insanı ve bundan dolayı da son insanı aşıp ötesine geçiyor. İnsan, eğer şimdiye kadarki insanın niteliğinde duraklamazsa, bir geçiştir; o bir köprüdür; o “hayvan ile üst-insan arasında ilmiklenen bir ipliktir."* Kesin olarak düşünülürse o, öteyegeçenin geçtiği insan suretidir. Zerdüşt henüz üst-insanın kendisi değildir, bilakis ona doğru ilk olarak öteye-geçendir, üst-insan olmakta olandır. …
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı

Hayrettin Erkan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 23:15
·
2026 2. kitabı
Rene Guenon
7.9/10 · 709 okunma
… "kamuya oy hakkı" denen şey icat edilmiştir: Yasayı koyanın, çoğunluğun kanaati olduğu farz ediliyor; ama burada farkına varılamayan husus, halkın kanaatinin çok kolayca yönlendirilebileceği ve değiştirilebileceği hususudur. Uygun telkinler yardımıyla kamuoyunda her zaman şu veya bu, belli bir yönde giden akımlar meydana getirilebilir. "Kamuoyu yaratmak" deyiminden ilk kez kimin söz ettiğini pek bilmiyoruz ama, bu deyim tamamen doğrudur; aslında sonucu elde etmek için gerekli araçlara gerçekten sahip olanların, her zaman görünürdeki yöneticiler olmadığını da söylemek gerekir. Bu son açıklama, en "önde görünen" politikacıların yetersizliğinin, niçin çok izafî bir önem taşıyor gibi göründüğünü kuşkusuz ortaya koymaktadır. Ama burada “idarî mekanizma” denilen mekanizmanın çarklarını parçalara ayırıp göstermek söz konusu olmadığından, az önce sözünü ettiğimiz yanılsamayı sürdürmek için bu yetersizliğin imkân sağladığını belirtmekle yetineceğiz: Gerçekten ancak bu koşullarda, söz konusu politikacılar, bu görünümü vererek çoğunluktan çıkıyor gibi görünebilir; çünkü hangi konuda nuda görüşünü açıklamaya çağırılırsa çağrılsın, çoğunluk her zaman bilgisiz insanlardan oluşur ve çoğunluğun sayısı kararını, bilinçlice ve işin iç yüzünü bilerek verebilen insanların sayısından kıyaslanamayacak kadar büyüktür. … s.138/39
Sayfa 138·Kitabı okudu
Alıntı