Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Ya da tam tersi!..
… Batı isterse, Doğu onun imdadına koşabilir. Ama Doğu'nun bu imdada koşması, kimilerinin sandığı gibi, Batı'ya yabancı olan kavramları ona zorla kabul ettirmek için değil, aksine anlamını yitirdiği kendi öz geleneğini yeniden bulmasında ona yardım etmek için olabilir. …
Sayfa 81·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
… zor olan şimdi, beni kaybetmektir… … Nietzsche
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı
… Her düşünür [Denker] sadece bir düşünceyi [Gedanke] düşünür [denkt Bu da düşünmeyi özsel olarak bilimlerden ayırır. Araştırmacı daima yeni keşif ve ilhamlara ihtiyaç duyar, yoksa bilim duraksamaya ve yanlışa düşer. Düşünür sadece bir düşünceye muhtaçtır. Ve bir düşünür için zor olan, bu yegâne, bu bir düşünceyi sadece kendisi için düşünülmesi-gereken [zu-Denkende] olarak sabit tutmaktır, bu bir olanı [.s Eine] aynı olan [.s Selbe] olarak düşünmek ve bu aynı olandan uygun bir biçimde bahsetmektir. Ancak aynı olandan [vom Selben] sadece, onun hakkında hep aynı şeyi söylememiz ve hem de bu esnada aynı olan tarafından bizzat kendimiz [selbst] talep edilmemiz durumunda uygun biçimde bahsetmiş oluruz. Dolayısıyla aynı olanın sınırsızlığı düşünme için en keskin sınırdır. Düşünür olan Nietzsche, düşünmenin bu gizli uygunluğuna, "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserine şu alt başlığı vererek işaret eder: "Herkes ve hiç kimse için bir kitap". "Herkes için”, şu değildir: Gelişigüzel olarak herkes için; "herkes için", insan olarak her insan için, kendisi kendine kendi özünde düşünmeye değer [denk-würdig] olduğu surette herkes için anlamındadır. "Ve hiç kimse için" - yani: Bu kitabın düşünmesinin yoluna koyulmak ve böylece her şeyden önce kendisinin kendisine sormaya değer olması yerine, bu kitabın parça ve cümleleriyle sadece kendini sarhoş eden ve körü körüne onun dili içinde sağa sola sallanan ve her yerde mevcut insanlardan hiçbiri için. “Böyle Buyurdu Zerdüşt. Herkes ve hiç kimse için bir kitap". … s.63-64
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı
… Insanlığın, felsefi ve ahlakî çatışmaların tutsağı olduğu ve dünyada sömüren ile sömürülen diye iki gerçeğin bulunduğu bir ortamda “insan birliği'ne çağırmak da ne demek oluyor? Sömüren ve sömürülen, egemen ve mahkûm, varlıklı ve eli boş, medenî ve vahşî, metropolitan ve yerli, siyah ve beyaz, Doğulu ve Batılı, kapitalist ve işçi, ağa ve teba. Elbette tehlikeli bir aldatmaca, bir safsata ve kuruntu. Sonuç: Beş yüz milyon insanın kazancına karşılık bir milyar beşyüz milyon yerlinin zararı! Güçlü kapitalist ortaklığın, güçsüz eli boş yoksullar üzerinde pençelerini birleştirmeleri! …
Sayfa 155·Kitabı okudu
Alıntı
… Aydının misyonu, toplumun siyasal liderliği değildir. Her ne kadar bir siyasal önder, aydın ola bilirse de bu böyledir. Aydının temel sorumluluğu, halka, mahkûm ve sömürge millete ve sınıfa siyasal, sosyal ve sınıfsal bilinç kazandırmaktır. Sınıflar üstü konular olma niteliği taşıyan hümanizm, milliyetçilik ve din, ortak bir bağ olma bakımından sosyal sınıfları birbirine bağlamakla birlikte sosyal bilinç ve duyarlılığı köreltmekte ve topluma hâkim olan bölücü düzeni gizleyen aldatıcı bir örtü işlevi görmektedir. Aydın, bunlarla yüzleşirken aşağıdaki meseleleri göz önünde bulundurmalıdır: a) Hümanizm, 'plan ve araştırma' aşaması, sınıfsal mücadele aşamasından sonra olan yüce bir gerçekliktir. Sınıfsal aşamadan önce hümanizmin programlanıp ortaya konması ve hümanizme dayanılması, hümanizm karşıtı bir aldatma veya cehalettir. Burada hümanizm, antihümanist bir etken olmaktadır. b) Milliyetçiliği, ırkçılık (rasizm) ve toprağa tapıcılık (şovenizm) hastalığından uzak tutmak gerekir; zira milliyetçiliğin karakteri, bu hastalıklarin yayılmasına elverişlidir. Ayrıca milliyetçiliği nesnel, bilimsel ve insanî temelleri üzerinde sağlamlaştırmak gerekir. Milliyetçilik, sabit ve ebedî bir olgu değildir, diyalektik bir olaydır. Bu anlamda nasyonalizm ortaya çıktığı zaman yadsınır, gizlenir veya aşağılanır. Kendisinin aşağılanması, değer ve faziletlerinin bir tür inkâr edilip gizlenmesidir. … s.148-49
Sayfa 148·Kitabı okudu
Alıntı