Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Akhilleus ve Hector; Aka ve Agamemnon emperyalizmine karşı Kentleri için direnecek! Kırılacak kaderin defterine tekrar yazmak isteyenlerin kalemi, mürekkebi kanlarıyla var edenler, direnecek kalem Tanrılarına, ya özgür ve onurlu bir yasam, ya da onurlu ölüm!.. … Hayrettin Erkan
Alıntı
Reklam
INSANIN DOĞASI VE TOPLUMSAL DÜZEN Sosyoloji-öncesi olan iki teori (klasik Yunan düşüncesi ile Toplumsal Sözleşme), sosyoloji tarihçileri tarafından bazen bir insan toplumu biliminin temellerini atan teoriler olarak görülmüştür. Gerek Platon (M.Ö. 427-347) gerekse Aristoteles (M.Ö. 384-322) toplumu, bütüncül (holistic) temelde, parçaların bütünle zorunlu olarak bağlı olduğu bir organizma şeklinde tanımlamışlardı. Platon parçaları, bütüne tabi olmaları çerçevesinde tanımlayarak, toplumsal organizmanın birliğini özellikle vurgulamıştı. Buna karşılık Aristoteles, toplumu, ayrı unsurların hem bütüne katkıda bulundukları hem de ondan bağımsız kaldıkları, farklılaşmış bir yapı şeklinde kavrıyordu. Dolayısıyla Platon'un toplumu, işbölümü ve toplumsal eşitsizlik etrafında yapılanmış, birleşmiş bir sistem olarak analiz ettiğini söyleyebiliriz. Toplumun sağlığı, yani toplumsal düzen, bütünün çıkarlarının, tek tek parçaların çıkarları karşısında önceliğe sahip olduğu 'akılcı yasalar'ın ürünüydü. Bunun için Platon'un ideal devletinin, özel mülkiyet ve aile gibi ayrı unsurların, daha üstteki bir bütünün birliğine uygun biçimde işlev gördüklerine bakılarak, komünizmin bir biçimi olduğu düşünülmüştür. Aristoteles'in toplum kavramı da aynı ölçüde anti-atomistikti: Karmaşık, farklılaşmış bir yapı olan toplumsal bütün, bireylerden değil, gruplardan oluşmaktaydı. Aristoteles'e göre, toplumun kökeni insanın doğasında yatıyordu: Insanlık, doğası gereği toplumsal ve politik özellikler taşıyordu; bundan dolayı da topluluklar halinde, başkalarıyla birlikte yaşamaya yazgılıydı. Toplumsal yapıyı, işlev ve toplumsal zenginlik temelinde ayrılmış olan toplumsal gruplar (yiyecek üreticileri, savaşçılar, tüccarlar; zenginler, yoksullar, orta sınıf) oluşturuyordu. Aristoteles'in Politika'sı, insan
Sayfa 6·Kitabı okudu
Alıntı
… “Weber sosyolojisindeki toplumsal eylemin amaçlanmamış yani müdahil toplumsal aktörlerin bilinç ve niyetlerinin dışında kalan sonuçları fikrinde nesnel bir boyut olduğunu göstermeye çalışıyordu. Weber'in yorumlayıcı sosyolojisindeki belirlenimci unsur, toplumsal aktörlerin, üzerinde hiçbir ciddi denetiminin ve hatta hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı eylemlerin kaçınılmaz sonuçlarını gösteren bir dizi tarihsel vaka incelemesi aracılığıyla resmediliyordu. Bu kaderci tarih görüşünün klasik örneği öncelikli olarak Weber'in meşhur "Protestan Ahlâkı" tezinde gösterilmişti (Lehmann ve Roth, 1993). Çileci dinsel eylemler öngörülemeyen bir biçimde kapitalist bir kültürün yaratımıyla sonuçlanmış ve bu kültürün seküler sonuçları, 17. yüzyılda kapitalist ruhun ortaya çıkmasına sebebiyet vermiş olan dinsel vecibeleri ("calling") genellikle inkâr etmiş ya da zayıflatmıştı. Weber'in din sosyolojisi, bireysel selamete yönelik eylemlerin olumsuz ve öngörülemeyen sonuçları hakkında bir dizi trajik anlatı olarak okunabilir ya da yorumlanabilir” …
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
… mutluluğun bu icadına rağmen insanlar bir dünya savaşından diğerine sürülüyorlar. Halklara barışın, savaşın ortadan kaldırılması olduğuna dair göz kırpıştırılıyor. Ancak savaşı ortadan kaldıran barış sadece savaş ile temin edilebilir. Bu savaş-barışına karşı da bu sefer tekrar, saldırıları hiç de barışçıl sayılamayacak bir barış hücumu başlatılır. Savaş: Barışın temin edilişi; ama barış: Savaşın ortadan kaldırılması. Barış, ortadan kaldırıldığı şey ile nasıl temin edilsin? Burada bir şey en derininde ekleminden [Fuge] çıkmıştır, veya bir belki de hiçbir zaman eklemde değildi. Ama bu sırada “savaş” ve "barış", vahşilerin ateş yakmak için birbirine sürttükleri iki odun olarak kalıyor. … s.96/97
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
… Dünya Tarihinde şan uzerine karar veren biçimsel yiğitlik değil, sözde meziyet değil, ama davanın değeridir. Burada terazide tartılacak olan şey Dünya Tarihinin çıkarıdır. Birbirlerine karşı duranlar bir yanda Doğu Despotizmi, öyleyse Tek Bir Efendi altında birleşmiş dünya, ve öte yanda bölünmüş ve alan ve araçlarda önemsiz olan ama Özgür Bireysellik tarafından dirileştirilen devletlerdir. Hiçbir zaman Tarihte tinsel kuvvetin kütle üzerindeki, dahası küçümsenemeyecek bir kütle üzerindeki üstünlüğü böylesine parlaklık içinde gö rünmemiştir. …
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam